Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen “İlim Yayma Ödülleri” törenine katıldı ve programda kapsamlı bir konuşma yaptı.
Konuşmasının girişinde, İlim Yayma Ödülleri’nin giderek büyüyen bir etkiye sahip olduğuna vurgu yapan Erdoğan, ödüllerin uluslararası bir boyut kazanacağının altını çizerek, “İlim Yayma Ödülleri’nin uluslararası bir hüviyet kazanacağını, dünyanın dört bir yanına ulaşacağını memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim Nobel’imiz olmasın?” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, Gezi Parkı olayları sırasında İstanbul’a adeta kamp kuran uluslararası medya kuruluşlarının, Gazze’de 270’i aşkın gazeteci öldürülmesine rağmen meslektaşlarının haberini bile yapmadığını söyleyerek Batı medyasının çifte standardını eleştirdi. İsrail’in “uyduruk sebeplerle” ateşkesi ihlal ettiğini, Hamas’ın ise provokasyonlara rağmen ateşkesin korunmasında sabırlı bir yaklaşım içinde olduğunu gördüklerini belirtti.
Milletin Filistin halkıyla dayanışmasını kırmak için sosyal medyada ve siyonist basın organlarında yoğun bir dezenformasyon kampanyası yürütüldüğünü ifade eden Erdoğan, sanal alemde kendisini muhalif gibi gösteren birçok hesabın, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan FETÖ mensupları tarafından yönetildiğinin anlaşıldığını söyledi. “86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.
“Terörsüz Türkiye” başlığına tekrar değinen Erdoğan, “Terörsüz Türkiye sürecinin başarısı için iktidarımızın da ittifakımızın da devletimizin de kararlılığının tam olduğunun bilinmesini isterim. Türkiye bir yola girmiştir ve bu yol, bizi terörün olmadığı, her karışında kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir. Yarım asırlık bir tezgâhı bozma çabalarımızın kan, gözyaşı ve çatışmadan beslenen hangi güçleri telaşlandırdığını çok iyi biliyoruz. Hedefe yaklaştıkça sabotajların, medya operasyonlarının, siyaset ve sosyal mühendislik faaliyetlerinin artacağını görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan satır başları şöyle:
İLİM İNSANLARINA TEŞEKKÜR VE ŞÜKRAN MESAJI
Erdoğan, bilim dünyasına katkı sağlayan isimlere teşekkür ederek, “Hem yeni hem nitelikli eserleriyle bir yandan bilim müktesebatımıza katkılar yapan, gelecekteki çalışmaların önünü açan ilim adamlarımıza şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Başvuruları çok titiz şekilde değerlendiren sekretaryamıza, Bilim ve Onur Kurulu üyelerimize, teknik uzmanlarımıza, bilimsel hakemlerimize ve vakfımızın mütevelli heyetine teşekkürlerimi iletiyorum.” dedi.
“TÜRKİYE’NİN DE KENDİ NOBEL’İ OLMALI”
İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik ilginin her geçen yıl arttığını dile getiren Erdoğan, “İlim Yayma Ödülleri’ne yönelik teveccüh her programda maşallah katlanarak artıyor. Bu sene 3 ayrı dalda, 174’ü üniversiteler olmak üzere 188 kurumdan toplam 1324 başvuruyla yeni bir rekor daha kırıldı. İlim Yayma Ödülleri’nin önümüzdeki yıldan itibaren uluslararası hüviyet kazanacağını da büyük bir memnuniyetle öğrendim. Niçin bizim bir Nobel’imiz olmasın, bu adımı biz de atarız.” diye konuştu.
SADECE KÂĞITTA KALAN BİLGİ SONUÇ ÜRETMEZ
Ödüllerin amacının yalnızca eserleri takdir etmek olmadığını vurgulayan Erdoğan, “İlim Yayma Ödülleri’nin amacı, ilk planda elbette iyi eserleri ve eser sahiplerini takdir ve taltif etmektir. Fakat hayata uyarlanmayan, insana, sahaya, gerçeğe dokunmayan, doğru ve etkili kullanılmayan bilginin netice vermediği hakikattir. İlim Yayma Ödüllerimizi bu açıdan son derece başarılı bulduğumu belirtmek istiyorum. Bazı isimler vardır ki hem tarihte iz bırakırlar hem de yaşadıkları hayatta gençliğe örnek olup istikbale yön verirler. Yetiştirdikleri talebelerle, ülke ve milletin hizmetine sundukları eğitim kurumları, vakıf ve derneklerle onların amel defterleri yeni sevaplarla süslenmek üzere inşallah hep açık kalır.” dedi.
SABAHATTİN ZAİM’E VURGU: GÜZEL İNSAN YETİŞTİRME İDEALİ
Konuşmasının bir bölümünde merhum Sabahattin Zaim’i anan Erdoğan, “Merhum Sabahattin Zaim hocamız işte bu şahsiyetlerden biridir. Hem akademik zeminde hem de sosyal hayatta pek çok gencin yetişmesinde önemli rol oynamıştır. Hocamızın emeli, güzel insan olabilmek, peygamber efendimizin ahlakıyla ahlaklanmış güzel insanlar yetiştirmekti. Tek tipçi uygulamaların zirveye çıktığı dönemde bu ihtiyacı rahmetli hocamız da hissetmişti. Tarih, değerlerinden, inanç ve kültüründen uzaklaştırılmak istenen gençliği her şeyin üstünde gördü.” ifadelerini kullandı.
TEKNOFEST KUŞAĞINA ÖVGÜ: GENÇLER GÜMBÜR GÜMBÜR GELİYOR
Genç kuşağın önemine dikkat çeken Erdoğan, “Davasında ne denli muvaffak olduğunu bugünün Türkiyesi’ne baktığımızda, yetişmiş ve yetişmekte olan gençliğimize baktığımızda, gümbür gümbür gelen TEKNOFEST kuşağına baktığımızda zaten görüyoruz. Onun rahleyi tedrisinden geçen öğrenciler bugün hemen her alanda ülkemize aşkla hizmet ediyor. Rabbim ondan razı olsun.” dedi.
İLİM YAYMA’NIN 75 YILLIK SERÜVENİ
İlim Yayma camiasının tarihine ve katkılarına da değinen Erdoğan, “Cemiyetimiz önümüzdeki sene 75. yaşına girecek. Cemiyetten filizlenip büyüyen vakfımız 52 yılı geride bıraktı. Millet iradesinin gasp edildiği darbe dönemlerindeki yasak ve baskılara rağmen, ilmin ışığını yayma yolculuğunda tam 3 çeyrek asır geride kaldı. Bilgili, şuurlu, vicdanlı nesiller için başlatılan bu hareket her alanda meyvelerini verdi.” diye konuştu.
İMAM HATİP OKULLARINDA İLİM YAYMA’NIN ROLÜ
İmam Hatip okullarının kurulması ve yaşatılması konusunda cemiyetin önemli bir yük üstlendiğini belirten Erdoğan, “İmam Hatip okullarının kurulması ve yaşatılması konusunda İlim Yayma ailesi her dönemde sorumluluk üstlendi. Birileri başarılarını hazmetmekte zorlansa da cemiyetimiz 100’ün üzerinde İmam Hatip okulunu maarif davamıza kazandırmanın inancını yaşadı. Akademik çalışma, kültür, sanat ve spor faaliyetlerinden burs ve ihtisas programlarına kadar aynı fedakârlıkla devam ediliyor. Bu çeşmenin suyundan içmiş, bir lokma da olsa bu sofranın ekmeğini yemiş tüm arkadaşlarımızdan Allah razı olsun. Ömrünü hayra, hasenata, ilme adamış aramızda olmayan vakıf insanlarımıza da Rabbimden rahmet niyaz ediyorum.” dedi.
DEĞERLER AŞINIYOR, KUTSAL KAVRAMLAR HEDEFTE
Dünyada kavramların içinin boşaltıldığına dikkat çeken Erdoğan, “Asırlar boyunca üzerine yeni teoriler, yeni pratikler, yeni metotlar inşa edilen kavramlar günden güne kan kaybediyor. Anlamlar aşınıyor. Kutsal sayılan ne kadar kıymet varsa planlı şekilde kuşatma altına alınıyor. Önce pozitivist ve materyalist bakış açısıyla dünyaya dayatılan sözde yeni gerçekler, en fazla insana zarar veriyor. Gazze’de 2 yıl boyunca yapılan vahşi soykırımı, medeni denilen dünya yalnızca seyretmekle yetiniyor.” ifadelerini kullandı.
GAZZE’DE ÖLDÜRÜLEN GAZETECİLERİ BİLE GÖRMEZDEN GELDİLER
Medyanın tavrını eleştiren Erdoğan, “Gezi olaylarında İstanbul’a kamp kuran uluslararası medya kuruluşları, Gazze’de öldürülen meslektaşlarının haberini bile yapmadılar. Gazze’deki okulların yüzde 80’ini, yani 668 okul binasını İsrail bombaların hedefi haline getirmiştir. 392 okul kullanılamaz hale gelmiştir. 13 bin 500’ü aşkın öğrenci, 830’un üzerinde öğretmen, 193 bilim insanı işgal kuvvetleri tarafından şehit edildi.” dedi.
“GAZZE’DE BİLİNÇLİ BİR TOPLU KIYIM POLİTİKASI UYGULANIYOR”
Erdoğan, Gazze’de yaşananların rastlantı değil, bilinçli bir planın parçası olduğunu ifade ederek, “Burada bilinçli, kasıtlı, planlı bir toplu kıyım politikası uygulanmıştır. 365 kilometrekarelik Gazze, milyonlarca ton yıkıntıyla örtülü. Bunu görmezden gelmek, toplu kıyıma ortak olmaktır. Hiçbir zaman susmadık, bundan sonra da susmayacağız. Dünyanın dört bir yanında nereye gidersek gidelim, gittiğimiz her yerde bunu haykıracağız.” diye konuştu.
“İSRAİL, ATEŞKESİ UYDURMA GEREKÇELERLE BOZUYOR”
Ateşkes süreciyle ilgili değerlendirmede bulunan Erdoğan, “Güney Afrika’da bütün oturumlarda bunları haykırdım, bunları konuştum. Bizim de devreye girmemizle bir ateşkes sağlandı. İsrail uyduruk sebeplerle ateşkesi ihlal ediyor. Hamas sabırlı bir yaklaşım içinde. Bunu da memnuniyetle karşılıyoruz. Gazze’deki kardeşlerimizin çadırlarının ne durumda olduğunu televizyonlarda izliyoruz.” dedi.
“BAŞKENTİ DOĞU KUDÜS OLAN ÖZGÜR FİLİSTİN HEDEFİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”
Türkiye’nin iki devletli çözüm vizyonuna bağlı olduğunu vurgulayan Erdoğan, “Türkiye olarak ateşkesin muhafazası ve insani yardımlarda üzerimize ne düşüyorsa yapıyoruz. İsrail engelliyor, karşı çıkıyor. İnsanlıktan nasibini almamış başlarında bir katil var. İki devletli çözüm politikamızı, başkenti Doğu Kudüs olan özgür, egemen bir Filistin oluncaya kadar kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.
İNSANI DIŞLAYAN ANLAYIŞA TEPKİ: ERDEM VE MERHAMET HATIRLATMASI
İlim geleneğinin merkezinde insan ve hikmetin olduğunu belirten Erdoğan, “Bizim ilim geleneğimizin merkezinde insan, hikmet ve kemalat vardır. İnsanı dışlayan, hikmete önem vermeyen, tekamülü reddeden anlayışın bizim medeniyet tasavvurumuzda yeri yoktur. Bugün önemli bir tehditle karşı karşıyayız. İnsan ve varlık, maddi boyuta ve yapay zemine indirgenmek isteniyor. Az önce ilim erbabımızın yapay zekayı da nasıl tahrip ve tahrif edeceğimizi gördük. Demek ki ilim bunların inşallah haddinden ve hakkından gelecektir. İyilik, erdem, fıtrat, etik, vicdan ve merhamet gibi kavramlar, insanlığın gündeminden çıkarılmaya çalışılıyor.” dedi.
“MİLLETİMİZİ BÖLMEYE ÇALIŞTILAR AMA BAŞARAMADILAR”
Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne dönük girişimlere değinen Erdoğan, “Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla birbirinden güç alarak yalnızca kader değil, keder birliği yapan bu milleti bölmeye uğraştılar. Ne yazık ki bir dereceye kadar başarılı da oldular. Filistin, Suriye, Çanakkale’de bizimle omuz omuza çarpışan Arap kardeşlerimizi ‘bizi sırtımızdan vurdular’ diyerek bize düşman haline getirdiler. Osmanlı’yı kötülediler. ‘Türkler ülkenizi işgal etti, kimliğinizi değiştirdi’ diye oralardaki kardeşlerimizi bize karşı kışkırttılar. Senarist, yönetmen, oyuncu aynıydı, sadece sahneler farklıydı.” ifadelerini kullandı.
FİLİSTİN DAYANIŞMASINA KARŞI DEZENFORMASYON
Konuşmasının devamında Erdoğan, “Milletimizin mazlum Filistin halkıyla dayanışmasını engellemek için sosyal medya ve şovenist basın yayın organlarında büyük bir dezenformasyon kampanyası yürütüldü. Bu nefret dalgasını körükleyen hesapların çoğunun yurt dışından yönetildiği ortaya çıktı. Sanal alemde önemli bir kısmının FETÖ’cü hainler olduğu anlaşıldı. Şimdi de Terörsüz Türkiye sürecinde aynı oyunun sahnelenmek istendiğini görüyoruz.” dedi.
“BU SEFER HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ”
Türkiye’nin bölgenin kaderini değiştirecek önemli bir eşiğe geldiğini ifade eden Erdoğan, “Ülkemiz ve milletimizle birlikte inşallah tüm bölgenin kaderini değiştirecek bu stratejik hamlemizin kimleri rahatsız ettiğinin tabii ki farkındayız. Onlara sadece şunu söylüyorum: Bu sefer muvaffak olamayacaksınız. Allah’ın yardımı, aziz milletimizin duasıyla inşallah bu sefer hep birlikte başaracağız. Güçlü, muteber ve muzaffer Türkiye ülkümüzü inşallah kuvveden fiile çıkaracağız. 86 milyonla birlikte, kendini bu topraklara ait hisseden 10 milyonları da yanımıza alarak hep beraber yepyeni bir destan yazmaya başlayacağız. Tahriklere kapılmadan, tuzaklara düşmeden sabırlı, samimi, dikkatli ve özgüvenli şekilde ilerliyoruz.” diye konuştu.
“İKTİDAR, İTTİFAK VE DEVLET KARARLILIĞI TAMDIR”
Konuşmasının sonunda Erdoğan, Terörsüz Türkiye hedefini yineleyerek, “Hedefe yaklaştıkça sabotaj, algı çalışmaları, medya operasyonları ve benzeri faaliyetlerin artacağını şimdiden görüyoruz. Bunların da üstesinden geliyoruz ve geleceğiz. İktidarımızın, ittifakımızın ve devletimizin kararlılığının tam olduğunu bilinmesini isterim. İnşallah bu yol bizi terörün olmadığı, kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir menzile götürecektir. Rabbim yolumuzu, ahdimizi açık etsin.” diyerek sözlerini tamamladı.

