Avrupa’da son aylarda artan Rus hibrit saldırıları, birçok başkentte güvenlik doktrinlerini kökten değiştirdi. Rusya’ya ait olduğu değerlendirilen dronlar, sabotaj ekipleri ve GPS karartmaları Fransa’nın kritik tesislerini hedef alırken, Avrupa hükümetleri özellikle Fransa, İngiltere ve Almanya ilk kez “karşı saldırı” seçeneklerini masaya yatırıyor. Paris, NATO ile koordineli biçimde ani tatbikatlar, ortak siber operasyonlar ve hava sahası ihlallerine anında yanıt verecek hızlı reaksiyon birlikleri üzerine çalışıyor.
Fransız diplomatik kaynaklar, Rusya’nın son iki yılda 110’un üzerinde sabotaj girişiminde bulunduğunu, özellikle Polonya ve Fransa’nın doğu hattının yoğun baskı altında olduğunu belirtiyor. Fransız ordusu ise altyapı güvenliğini sağlamak için ek birlikleri devreye aldı. NATO’nun Doğu Avrupa’ya artırılmış hava savunması konuşlandırma kararı da Paris’in tutumunu sertleştirdi.
Öte yandan Rusya’nın tehdit tonu da yükseliyor. Kremlin’e yakın isimler, Avrupa ülkelerine yönelik “sarsıcı sonuçlar” tehdidinde bulunurken, Fransız güvenlik çevreleri bunun Avrupa kamuoyunu sindirmeyi hedefleyen psikolojik baskı olduğunu vurguluyor. Paris, tüm bu gelişmelerin ardından NATO içinde daha güçlü bir caydırıcılık politikası talep ediyor.
Fransa’nın attığı adımlar, sadece sınır güvenliğini değil, siber altyapıların korunmasını ve gerektiğinde karşı hamle yapabilecek kapasitelerin yeniden inşasını kapsıyor. Avrupa’nın “proaktif savunma” tartışması hızla büyürken, Paris de kendini yeni dönemin askeri gerçekliğine göre konumlandırmaya çalışıyor.
BERLİN’DE GİZLİ TOPLANTI
Berlin’deki Julius Leber Kışlası’nda iki buçuk yıl önce gizlice hazırlanan 1.200 sayfalık savaş planı, bugün Almanya’nın güvenlik stratejisinin merkezine yerleşmiş durumda. “Operation Plan Germany (OPLAN)” adı verilen belge, Rusya ile olası bir çatışmada 800 bin NATO askerinin Almanya üzerinden doğuya nasıl sevk edileceğini ayrıntılı şekilde tarif ediyor. Limanlardan otoyollara, nehir taşımacılığından demiryolu hatlarına kadar ülke adeta dev bir askeri koridor olarak yeniden tasarlanıyor.
Almanya’nın endişesi, Rusya’nın 2029’dan önce NATO’ya yönelik bir saldırıya yönelebileceği yönünde. Son dönemde artan casusluk vakaları, sabotaj girişimleri ve hava sahası ihlalleri, Berlin’i altyapı hazırlıklarını hızlandırmaya itti. Hatta bazı limanlarda yetersiz kalan bağlantı hatları nedeniyle NATO sevkiyatı Polonya’ya kaydırılmak zorunda kaldı.
OPLAN’ın en dikkat çekici yanı ise “topyekûn toplum hazırlığı.” Alman hükümeti, özel sektör, lojistik şirketleri, eyalet yönetimleri, hastaneler ve sivil savunma kurumlarını plana dahil ediyor. Rheinmetall’den liman işletmelerine kadar yüzlerce şirket, askeri konvoyların ikmal ve nakliye süreçlerine entegre edildi.
Berlin ayrıca Soğuk Savaş döneminde kullanılan “çift amaçlı altyapı” modeline geri dönüyor. Otoyollardaki acil iniş alanları, tüneller ve köprüler yeniden güçlendiriliyor; 166 milyar euroluk bir bütçe 2029’a kadar altyapı hazırlıklarına ayrılmış durumda.
Almanya, uzun yıllar askeri harcama ve hazırlığını ihmal ettikten sonra artık açıkça bir “savaş lojistiği devleti”ne dönüşüyor. Rusya’nın adımlarının belirsizliği ve Avrupa’daki güvenlik ortamının hızlı kötüleşmesi, Berlin’i tarihin en kapsamlı savunma planlarından birini uygulamaya mecbur bıraktı.

