Tam ateşkes uzatıldı, kim bilir belki iki aya barış da gelecek derken ortalık yine karıştı…
Amerikan ordusu İran’ın güney sahillerini, Keşm Adası ve Sirik kenti dahil olmak üzere bombaladı. ABD saldırıları İran’ın ateşkesi ihlal etmesi nedeniyle yaptığını iddia etti.
İran ordusu saldırılara karşı misilleme yaparken, Dışişleri Bakanlığı da Amerika’yı ateşkese uymamakla suçladı. İran’ın açıklamasını, ihlallere rağmen ateşkesin devamından ümit kesmediğini gösteren bir mesaj olarak okumak mümkün.
Bu hengame içerisinde dünyanın verdiği mesajlara baktığı bir diğer isim de ABD Başkanı Trump’tı. Neylersin ki Trump yine tehditler savurarak kafaları karıştıran şu sözleri sarf etti: “Artık makul olamayacağımız bir nokta gelebilir ve başarıyla başlattığımız işi askeri olarak bitirmek zorunda kalabiliriz. Bu olursa artık İran var olmaz.”
Gazeteci Özcan Tikit yorumladı
Savaşın başladığı 28 Şubat 2026’dan bu yana sarf ettiği kaçıncı izansız tehdit artık saymayı bıraktık. Saymayı bıraktık çünkü biliyoruz ki bugün savaş tamtamları çalan Trump Reis yarın belki de ‘İranlılar mükemmel insanlar. Barış için yaratılmışlar. Onları çok seviyorum, barışmak istiyorum’ diyecek.
Oysa bir zamanlar Amerikan başkanlarının sözleri kerteriz niteliğindeydi. Dünyanın süper gücü ABD’nin pozisyonu, Başkan’ın demeçlerine bakılarak görülebilirdi. Başkentler bu söze itibar eder, menfaatleri doğrultusunda pozisyon tayin ederlerdi.
Yanlış anlaşılmasın. ABD bitti battı demiyorum. Küresel meselelerdeki pozisyonu eskisi kadar olmasa bile halen çok çok önemli. Sorun şu ki pozisyonu değerli kılan bir yanı da görünürlüğüdür. Gelinen noktada kaybedilen şey de bu görünürlük oldu. Amerikan Başkanı’nın sözlerinden kerteriz alıp pozisyon almak artık imkansızlaştı.
Piyasalardan başka Trump’ın sözlerine ABD başkanı söylemiş gibi fiyatlama yapan kimse kalmadı. Yanlış olduğunu bilse de kimse bu rotası bozuk gemiye müdahale etmek, başına bela almak istemiyor.
İran özelinde bakacak olursak geldiğimiz nokta itibariyle İran’da ibrenin yeniden savaşa döndüğü izlenimi hakim. İbre bir tercih olarak savaşta sabitlenirse Amerikan gemisinin, korsan devlet İsrail tarafından ele geçirildiğine dair şüpheler kesinleşmiş olacak. Bu gerçekleşirse-ilk günden beri, bu satırların yazarı da dahil olmak üzere- kerteriz almak için Washington’a değil İsrail’e bakılması gerektiğini söyleyenler haklı çıkacak. Hiç ümitli olmamakla birlikte ‘umarım yanılan biz oluruz’ diyorum.
