İsrail ve İran arasındaki çatışmalar şimdilik iki ülkeyle sınırlı gibi görünse de, Birleşmiş Milletler başta olmak üzere birçok platformdan itidal çağrıları yükseliyor. Ancak bu çağrılar karşılık bulmaz ve kriz büyüyüp yayılırsa neler olabilir? İşte en olumsuz senaryo ihtimallerinden bazıları:
– ABD SAVAŞA DAHİL OLABİLİR
ABD her ne kadar doğrudan bir müdahale niyeti olmadığını belirtse de, İran açık şekilde Amerikan güçlerinin İsrail’in saldırılarına destek verdiğine inanıyor. İran, Irak’taki ABD üslerini, Körfez’deki askeri noktaları ve diplomatik tesisleri hedef alabilir. İran’ın bölgedeki vekil güçleri, özellikle Irak’taki milis grupları halen faal ve silahlı durumda. ABD ise böyle bir saldırı ihtimaline karşı bazı personelini bölgeden çekti, ayrıca kamuoyuna yönelik sert uyarılar yaptı.
Bir Amerikan vatandaşı Tel Aviv’de veya başka bir yerde ölürse, Washington yönetimi askeri müdahaleye zorlanabilir. Özellikle seçim atmosferinde eski Başkan Trump’ın ve Cumhuriyetçi çevrelerin de İsrail’e açık destek verdiği biliniyor. Ancak ABD’nin savaşa doğrudan dahil olması, tüm bölgeyi kaosa sürükleyebilecek büyük bir tırmanış anlamına gelir.
– KÖRFEZ ÜLKELERİ DE SAVAŞA ÇEKİLEBİLİR
İran, İsrail’in askeri hedeflerini vurmakta zorlanırsa, füze saldırılarını Körfez’deki enerji tesislerine veya uzun süredir düşman olarak gördüğü Arap ülkelerine yöneltebilir. Bölgede Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkeler ABD üslerine ev sahipliği yapıyor ve son saldırılarda İsrail’e de hava savunması konusunda destek vermişlerdi. Körfez’deki kritik enerji altyapısı hedef alınırsa, bu ülkeler de ABD’den askeri destek isteyebilir ve çatışma hızla genişleyebilir.
– İSRAİL, İRAN’IN NÜKLEER YETENEĞİNİ YOK EDEMEYEBİLİR
Eğer İsrail’in saldırısı başarısız olur veya İran’ın nükleer tesisleri yok edilemezse, İran’ın elindeki yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum ve nükleer bilgi birikimi büyük bir tehdit olarak kalmaya devam eder. Bu durum İran yönetimini daha da agresif adımlar atmaya ve nükleer kapasiteye hızla ulaşmaya itebilir. Ayrıca İran’da yönetim değişirse, yeni askeri liderlerin daha kararlı ve riskli hamleler yapma ihtimali de gündeme gelebilir. Sonuçta, bölgede sürekli bir saldırı-karşı saldırı döngüsü başlayabilir.

– KÜRESEL EKONOMİK KRİZ TIRMANABİLİR
Petrol fiyatları şimdiden yüksek seviyede. İran Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya kalkarsa ya da Yemen’deki Husiler Kızıldeniz’deki gemi saldırılarını artırırsa, küresel enerji piyasası yeni bir şok dalgası yaşayabilir. Zaten ekonomik baskı altında olan pek çok ülke daha derin bir enflasyon ve hayat pahalılığı ile karşı karşıya kalır. Bu gelişmelerden en çok kazanç sağlayacak ülke ise, petrol gelirleriyle Ukrayna’daki savaşı finanse eden Rusya olabilir.

– İRAN’DA REJİM ÇÖKERSE BÖLGEDE GÜÇ BOŞLUĞU OLUŞABİLİR
Eğer İsrail’in uzun vadeli hedefi olan İran’daki rejimin çökertilmesi başarıya ulaşırsa, bölgede büyük bir istikrarsızlık ve güç boşluğu doğabilir. Netanyahu’nun açıkça dile getirdiği rejim değişikliği çağrısı bazı çevrelerde destek bulsa da, böylesi bir değişimin ardından İran’da yaşanacak iç çatışmalar ve kaos, Irak ve Libya örneklerinde olduğu gibi tüm bölgeyi olumsuz etkileyebilir.
Bu nedenle önümüzdeki günlerde en kritik sorular; İran’ın nasıl ve ne ölçüde karşılık vereceği ile ABD’nin İsrail’in hamlelerine ne kadar kısıtlama getireceği olacak. Bu iki başlık, Ortadoğu’daki krizin seyrini belirleyecek.

