Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

AB’nin yapay zekadaki amiral gemisi Fransa başarılı olabilecek mi?

Hukuk uzmanı Kerim Üster, Paris’ten Journoturk için yazdı. Küresel teknoloji

Hukuk uzmanı Kerim Üster, Paris’ten Journoturk için yazdı.

Küresel teknoloji savaşı ABD ve Çin arasında şiddetleniyor.

10-11 Şubat 2025’te Paris’te düzenlenen Yapay Zekâ Zirvesini bu iki güç arasındaki meydan okumalarla birlikte okumak lazım.

Denilebilir ki bu rekabetin ortasında Fransa ve Avrupa kendini konumlandırmaya çalışıyor. Bu girişim bu arayışın şiddetlendiği bir döneme denk geliyor.

Zirve, dünyanın en üst düzey liderlerini ve teknoloji devlerini bir araya getirdi.

Emmanuel Macron, Fransa Cumhurbaşkanı ve zirvenin ev sahibiydi.

Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin zirvenin eş başkanlığını yapması son derece önemliydi.

Çok kutuplu bir denge arayışında olan dünyanın işleyişinde etkin bir dişli olmaya çalışıyor Hindistan.

Ursula von der Leyen, Avrupa Komisyonu Başkanı ve Olaf Scholz, Almanya Başbakanı. Bu iki önemli isim Fransa’nın bu inisiyatifine katılımları ile destek verdiler.

ABD Başkanı Donald Trump zirvede yoktu ama ABD’nin 2 numaralı ismi , ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in katılımı bile konuya ne kadar önem verildiğinin göstergesi olarak okunabilir.

Çin Başbakan Yardımcısı Zhang Guoqing, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in katılımları da zirveye siyasi ve diplomatik anlamda ultra ehemmiyet kattı.

OpenAI CEO’su Sam Altman ve Google CEO’su Sundar Pichai gibi isimlerin katılımı da yapay zeka sektörünün zirveye verdiği önemi gözler önüne serdi.

Zirve konuyla ilgili en önemli isimleri bir araya getirmesi açısından kesinlikle epey yüksek bir kapsayıcılık düzeyinde oldu.

Fransa, açık bir mesaj vermek istiyor: Avrupa ve kendisi bu savaşın yalnızca seyircisi olmayacak. Avrupa, yenilikçiliğe, teknolojik egemenliğe ve etik, sorumlu bir yapay zekâ modeline dayalı bir strateji ile küresel arenada etkin bir rol oynamayı hedefliyor.

HİNDİSTAN ZİRVENİN KÜRESEL PARTNERİYDİ

Meselenin bu kısmı çok önemli. O nedenle tekrar vurgulamakta fayda var. Fransa ev sahibi olsa da zirvenin dikkat çeken yönlerinden biri Hindistan ile ortaklaşa düzenlenmiş olması.

Tıpkı küresel savaşlarda olduğu gibi, bir ittifak oluşturma ve ortak cephe gösterme stratejisi izliyor Fransa. Dünyanın en iyi mühendislerini yetiştiriyor Hindistan. Büyük veri kaynaklarına sahip. Yazılım mühendisliğinde güçlü bir ülke ve bu önemli zirvede ev sahibine en fazla destek veren ülke olduğunu göstermek istedi eşbaşkanlık yaparak.

Öte yandan Fransa’nın da güvenilir ve etik yapay zekâ, regülasyon ve dijital altyapı alanında uzmanlaştığı gerçeğinin de altını çizmekte fayda var. Bunlar dünyanın yapay zeka alanında ihtiyaç duyacağı yetkinlikler.

Zirvede Avrupa Birliği, yapay zekâ alanında gelişimi hızlandırmak için 200 milyar avroluk bir yatırım planı açıklayarak önemli bir adım attı.

Bunun 50 milyar avrosu kamu fonlarından, 150 milyar avrosu ise özel yatırımlardan sağlanacak. “European AI Champions Initiative” tarafından yürütülen bu proje ile Airbus, ASML, Siemens, Infineon, Philips, Mistral AI ve Volkswagen gibi Avrupa’nın teknoloji liderleri güçlü bir ekosistem oluşturulması için desteklenecek.

Bu desteğin amacı da Amerikan ve Çinli devlerle rekabet edebilmek olacak. Daha açık söylemek gerekirse Avrupa yapay zeka yarışında rekabette ben de varım mesajını güçlü bir şekilde vermek istiyor. Ve bunu sözde de bırakmıyor, yatırımlarla, teşviklerle, bölgesel ittifaklarla altını dolduruyor.

Fransa da 109 milyar avroluk yapay zekâ yatırımı açıkladı ki bu oldukça önemliydi. Ancak burada önemli bir detay var. Bu fonların büyük bir kısmı özel ve yabancı yatırımcılardan geliyor; özellikle Birleşik Arap Emirlikleri ve Kanada fonları projeye finansman sağlıyor. Ne Fransız devleti ne de Avrupa Birliği bu yatırımlara doğrudan katkı sunmuyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve Çin’in teknoloji şampiyonlarını güçlü kamu yatırımlarıyla destekleyen ve ulusal bir strateji izleyen yaklaşımlarının aksine, Fransa geleceğin kritik bir sektörünü yabancı özel sermayeye bırakıyor.

ABD’de CHIPS and Science Act kapsamında 200 milyar dolar kamu fonunu doğrudan yapay zekâya aktarılırken, Stargate projesi her ne kadar 500 milyar dolarlık özel yatırım ile finanse edilse de, ulusal bir strateji çerçevesinde şekilleniyor.

Tabi bu da Fransa’nın teknolojik hedeflerini gerçekleştirecek imkanı olup olmadığı konusunda soru işaretlerine yol açıyor.

Fransa, büyük bir irade gösteriyor. Avrupa’nın ve kendi konumunu küresel jeopolitik denklemde yeniden tanımlamak için çaba sarf ediyor. Bu irade, Avrupa’nın teknoloji savaşında daha güçlü bir oyuncu haline gelmesi için olumlu bir adım.

Bununla birlikte Avrupa çapında küresel bir vizyon olmadan hedefe ulaşabilir mi?  Fransa kamu yatırımı olmadan hedeflerini gerçekleştirecek imkanları oluşturabilecek mi işte bu bir soru işareti.