Facianın Adresi: Kartalkaya’da Lüks Otel Yangını
Bir ülkenin başına bir felaket gelir ve ders alınırsa, yaşanan olay bir tecrübe olarak kabul edilebilir. Gelecek için yeni acıları engelleyecek bir referans olarak değerlendirilebilir. Ancak gerekli bilinç, duyarlılık ve hassasiyeti kazandırmıyorsa yalnızca takvimde yeni bir acının tarihi, ilerleyen yıllarda kayıpların hatırlanacağı bir facianın yıl dönümü olarak yer alır, fazlası değil… Biz de kendimizi bildik bileli bundan fazlasını görmüyoruz işte. Toplum olarak unutmaktan, hafızamızı boşaltmaktan yorulduk. Ülkemizdeki pek çok insan sorumsuzluktan yorulmadı, yıpranmadı… Sosyal ve siyasi meselelerde memleketin artı ve eksilerinden bahsederken Türkiye için anahtar kelimemiz ‘potansiyel’dir… Gelecek hedeflerini duyarız sık sık. Yatırımlardan, projelerden, kalkınma ve büyümeden söz edenleri dinleriz. Bütün bunlar ne ve kim içindir? İnsan için olsa gerek… Bir ülkenin kendi içindeki güç ve gelişmişlik emaresi, insana verdiği değer ile ölçülür. İnsanı göz ardı eden uygulama ve anlayışlar tüm ülkeye büyük faturalar çıkarabilir. Türkiye’de insan sanki büyük yatırımların küçük detayı gibi. İşte o küçük detay bazen moloz yığınlarının arasında kurtarılamadan can verebiliyor, o küçük detay bazen alevlerin arasındaki lüks otellerde tatil yaparken can verebiliyor.
Para Vererek Ölmek: İnsan Hayatına Verilen Değerin Acı Gerçeği
Gece saatlerinde Bolu’dan gelen acı haber hepimizi sarstı ve yüreğimizi yaktı. Kartalkaya özellikle ülkenin iki büyük şehri İstanbul ve Ankara arasında yer alan, kayak turizminin gözde noktalarından. Kayak merkezindeki otelin gece saatlerinde alevlere teslim olduğu haberi geldi. Hepimiz uyandığımızda güne bu faciayı öğrenerek başladık. Ardından kim ne diyor diye televizyonları izlemeye, haberleri okumaya, bilgilere ulaşarak fikir yürütmeye çalıştık. Hüznümüze olayı anlama çabamız ve sorularımız eşlik ediyordu. Yangının çıktığı otel oldukça lüks. Gecelik fiyatının yaklaşık 30 bin lira olduğunu duyduk. Ara tatili kış turizmi için Kartalkaya’da değerlendirmek isteyen aileler çocukları ile birlikte oteldeydi. Tatil ve sezon nedeniyle yoğunluk söz konusuydu. Yani yangın bilançosunu artıracak faktörler sözleşmiş gibi bir aradaydı… Keyifli bir kış tatili yapmak, işine daha enerjik dönmek, ailesine vakit ayırmak isteyenlerin doldurduğu bir otelden bahsediyoruz. İşte o otel, restoran kısmında çıkan yangın nedeniyle o insanlara mezar oldu. Yani aileler lüks bir hizmet almak için bulundukları yerde canlarından oldular. Hem de feci bir şekilde. Uzmanları dinlediğimizde yangın merdiveni ile ilgili yanlış ve eksiklerden binada kullanılan malzemeye ve ulaşıma kadar tedbirsizlik ve ihmaller zincirinin altı çiziliyor.
Türkiye’nin Bitmeyen Sorunu: Felaketlerden Ders Alamamak
Üzülerek kabul etmeliyiz ki bizim ülkemizde insan hayatı ucuz. Türkiye’de insanın can ve mal güvenliğinin ne kadar öncelikli bir mesele olduğu tartışmalı… Yazının ilk bölümüne dönelim… Büyük yatırımların küçük detayı olan insana… İnşa edilen bir yapının değerini ne kadar estetik ve ışıltılı olduğuna bakarak belirleriz. Etkileyici kısmı budur bizim gözümüzde genelde.
Kartalkaya’daki acı olayda ihmaller elbette detaylı araştırmanın ardından tespit edilecektir. Elbette resmi açıklamaların takip edilmesi, ve resmi makamlara kulak verilmesi dezenformasyonu önleme açısından önemlidir. Ancak ortada bir tablo var. İşin kötüsü alışık olduğumuz ve kabullendiğimiz bir tablo. Belki de Allah esirgesin bir gün bizim ya da sevdiklerimizin kurbanı olabileceğimiz bir tablo hem de. ‘Para vererek ölmek’ olarak tarif edenler var bu olayı… Kolay sarf edilen ancak derin ve düşündürücü bir anlam taşıyor bu metafor… İnsan para vererek ölüyorsa eğer, bu durum kalitenin, kıymetin, yatırımın insandan bağımsız olarak ele alındığını gösterir. İnsan hayatının bir detay olarak görüldüğünü kanıtlar adeta. Peki biz bundan sonra acıları tecrübeye mi dönüştüreceğiz yoksa anarak üzülmeye devam mı edeceğiz? Hepimizin ortak arzusu birincisi. Bunun için adil ve makul eleştiriler yararlı ve zihin açıcı olabilir. Bizim rotamız ve kaygımız ve budur…

