Türkiye bugün Öğretmenler Günü’nü kutluyor. Ancak sahada gerçek bambaşka. Yıllardır eğitim sisteminin omurgası olarak görülen öğretmenler, bu özel günü geçim derdi ile karşılıyor. Veriler, özel okul ve dersane öğretmenlerinin maaşlarının yoksulluk sınırına bile yaklaşamadığını, kamu öğretmenlerinin ise yüksek enflasyon karşısında hızla eridiğini gösteriyor.
Türkiye çapında binlerce özel okul öğretmeni, bugün törenlerde teşekkür edilse de ay sonunda hesap makinesiyle hayatta kalmaya çalışıyor. Çünkü özel okul ve dersanelerde ortalama maaş 20.000 – 28.000 TL arasında.
Bu rakamlar, 3 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının neredeyse yarısına denk geliyor. Üstelik çoğu özel okulda ek ders ücreti yok, kulüp ve etüt saatleri ücretsiz, sosyal haklar sınırlı.
Kamu öğretmenlerinin maaşları daha yüksek olsa da tablo sandığı kadar rahat değil. Kamu maaşı: 45.000 – 52.000 TL, ek derslerle maksimum 55.000 TL’ye çıkıyor.
Fakat özellikle büyük şehirlerde kiralar ve gıda fiyatları da bu gelirin alım gücünü ciddi biçimde düşürüyor.
Ekonomistlerin hesaplamasına göre Türkiye’de ortalama bir ailenin aylık giderleri şöyle: Kiralar, 15.000 – 25.000 TL arasında, bir evin aylık faturaları 3.500 – 5.500 TL, ulaşım maliyeti 3.000 – 4.500 TL, diğer zorunlu harcamalar da 4.000 – 6.000 TL civarında.
Bu kalemler, öğretmen maaşlarıyla kıyaslandığında bir gerçek ortaya çıkıyor:
Özel öğretmenler yoksulluk sınırına yaklaşamıyor, kamu öğretmenleri ise ancak sınır çizgisinde kalabiliyor.
Öğretmenler teşekkür değil, geçim mücadelesine destek bekliyor
Bugün yapılacak konuşmaların büyük kısmı “fedakârlık”, “mesleğin kutsallığı” ve “gelecek nesiller” üzerine olacak.
Bahsedilmeyecek gerçek şu ki öğretmenin yaşam koşulları iyileştirilmeden eğitim sistemi güçlenemez.
Bu şartlar altında öğretmene alınabilecek en anlamlı hediye de hesap makinesi olabilir.

