Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

CIA İranlı Kürtleri karadan operasyona hazırlıyormuş meğer

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarına rağmen sahadaki güç dengesi değişmiş görünmüyor. İran’da Trump’ın çağrılarına rağmen beklenen rejim karşıtı hareket ortaya çıkmazken, rejime desteğin arttığı belirtiliyor. Bölgedeki son gelişmeler ve olası yeni operasyon senaryolarını gazeteci Özcan Tikit JournoTurk için değerlendirdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarına rağmen sahadaki güç

ABD ve İsrail İran rejimin havadan bombardımanla dize getiremediğini görüyor. Ne kadar bombalarsa bombalasınlar sahanın kontrolün kimde olduğu noktasında fiili durum değişmiyor. İranlı Farısi ve Azeri nüfusun kahir ekseriyeti Trump’ın çağrılarına rağmen o beklenen hamleyi yaparak rejimi devirmek istemiyor. Aksine rejime desteğin arttığı gözleniyor.

Hamaney’i savaşın ilk saatlerinde öldürecek kadar hazırlıklı olan Amerikalılar ve İsrailliler bu olacakları da öngörmüşler midir sorusunun yanıtını size bırakıyorum. Ben size gördüğümü söylüyorum. Sahada bu senaryoya da hazırlık yapıldığı anlamında okunabilecek somut işaretler var.

Son 48 saattir, özellikle Irak sınırındaki İran rejimine ait askeri noktalar bombalanıyor. İsrail uçakları buralara odaklanmış durumda.

Bu askeri noktalar İranlı Kürtlerin yoğun nüfusa sahip olduğu Merivan, Urmiye, Senendec, Mahabad gibi şehirlerde bulunuyor.

CNN’in iddiasına göre, CIA Irak’taki İranlı Kürt örgütleri de İran’da bazı şehirlerde kontrolü sağlamaları için operasyona hazırlıyor.

İran’a operasyon başlamadan altı gün önce İran’daki PDK-İ, Komala, Xebat, PJAK ve PAK arasında bir toplantı yapılmıştı. Daha sonra görüntüleri de yayınlanan toplantıda beş Kürt hareketi ortak açıklama ile bir basın toplantısı da gerçekleştirdi. Toplantının yeri de tahmin edeceğiniz gibi Irak’ın Kürdistan Bölgesi’ydi.

Bu gelişme CIA ve İranlı Kürtler arasında hiç kesilmeyen ve şimdi somut aksiyona dönüşmeye başkayan sürecin İran işgal edilmeden işlemeye başladığını gösteriyor.

Bir hafta önce ABD’nin Ortadoğu Sözcüsü Tom Barrack’ın Mazlum Abdi ve KYB Lideri Bafıl Talabani ile Süleymaniye’de yaptığı toplantının da bu trafikte manidar bir yere sahip olduğu anlaşılıyor.

Tüm bu gelişmeler SDG’den toplanan ağır silahların ne olacağı sorusunun aynı şekilde çok önceden cevaplandığını gösteriyor. Böyle bir plan birkaç günün veya haftanın hikayesi olamaz.

Türkiye tüm süreçlerden haberdar mıydı bilmiyoruz. Haberdar değilse bunun NATO müttefiklerine yakışır bir tavır olmadığından emin olabiliriz.

Sözün bize getirdiği bir nokta da şu olabilir: ABD’nin İran ile girdiği müzakerelerin amacı neydi o zaman. ABD’nin müzakeredeki tavizsiz tavrı müzakerenin mantığına aykırıydı. Müzakere dediğin bir al ver süreci. ABD bu müzakeredeki tavrı tavizsiz almak üzerine kuruluydu. Zaten müzakere daha devam ederken de daha önce olduğu gibi savaşa başladı. Mevzu İran açısından sorgulanmaya açık hale geliyor doğal olarak. Ama bu noktadan sonra sorgulamanın bir işe yaramayacağı da açıktır. Açık olan başka bir husus da İran’a yönelik kara operasyonunun yaklaştığıdır.

Iraklı Şiiler ve Türkiye’nin yaklaşımı ise CIA-Kürtler işbirliğinin önündeki iki handikap olmaya adaydır. İlerleyen aşamalarda Iraklı İran yanlısı Şiiler savaşa dahil olursa şaşırmayın. Bu arada Kuveyt sınırını da sürece ekleyebiliriz. İran yanlısı Şiiler bir işgal dalgasıyla tehdit ediyorlar Kuveyt’i. Bu senaryoya Kuveyt ve Körfez’in zaman içinde dahil olması da ihtimal dışı görülmemeli. Biliyorum tam bir kaos tasviri oldu bu anlattıklarım, ama görünen de bu maalesef.

Özcan Tikit