Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Trump’ın Çin ziyareti Hürmüz’de düğümü çözer mi?

Trump’ın İran savaşıyla ilgili açıklamalarına yönelik güven kaybı tartışılırken, savaşın uzamasının Rusya ve Çin’e jeopolitik avantaj sağladığı değerlendiriliyor. Çin’in Hürmüz krizine rağmen ekonomik gücünü artırdığı belirtilirken, gözler Trump’ın bu ay gerçekleştireceği Çin ziyaretine çevrildi.

Trump’ın İran savaşıyla ilgili açıklamalarına yönelik güven kaybı tartışılırken, savaşın

ABD Başkanı Trump’ın sözlerine bakarak İran’daki savaş ne zaman biter sorusuna yönelik tahminde bulunmak imkansız. Adam tam bir fecaat. Kendisinin manipülasyonlarına piyasalardan başka, az da olsa kanmaya devam eden kimse kalmadı.

Dünya kamuoyu bu konuda net. Ne Amerikalılar ne de onların seçip başına bela ettiği insanlığın artık Trump söylediklerine inancı kalmadı.

Bir dış haberci olarak ben de ‘Ha ABD başkanı konuşmuş ha başçavuşun eşeği …’ noktasına varmak üzereyim açıkçası.

Bununla birlikte pek çok devletin savaşın bitmesini istediğini de sanmıyorum. Rusya’nın durumdan memnuniyeti ortada. Ukrayna’da eli
her manada güçlendi. Avrupa’nın Rus’un yayılmacılığını hazmetme kapasitesi 28 Şubat öncesine oranla hayli arttı. Artan doğalgaz ve petrol fiyatlarının Putin’in ihtiyaç duyduğu bir durum olduğuna da şüphe yok.

Rusya’nın En büyük danışıklı düşmanı ABD’nin İran ile meşgul olması da cabası. Moskova’yı memnun eden bu halin Çin için de büyük bir jeopolitik avantaj olduğu ortada. Pekin Tayvan parantezini kapatmaya, ABD ile arasındaki en büyük güç yarışında da ipi göğüslemeye 28 Şubat’tan çok daha yakın.

Üstelik petrol konusunda yüzde 10-15’lik kısmını İran’dan tedarik ettiği için Çin’in Hürmüz kriziyle ekonomik olarak sıkışacağı öngörüleri de fos çıktı. Aksine yenilenebilir, çevreci enerjide, depolama materyalerinde ve elektrikli araç üretiminde dünya lideri olan Çin Hürmüz krizini bir jeopolitik sıçrama tahtasına çeviriyor.

Bakın dün açıklanan verilere göre Çin’in ihracatı Orta Doğu’daki savaşın etkilerine rağmen güçlü bir artış kaydetmiş.

Hürmüz krizine rağmen ülkenin ihracatı, nisanda yıllık yüzde 14,1 artışla 359,4 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 25,3 artışla 274,6 milyar dolara yükselmiş.

Çin’in ihracatı aylık rekor seviyeye ulaşarak küresel ekonomideki dalgalanmaları sörf tahtasına çevirdiğine gösteriyor.

ABD Başkanı Trump bu ay Çin’i ziyaret edecek. Aslında bu ziyaretin bir ay önce gerçekleşmesi gerekiyordu ama Trump’ın birkaç gün içinde biteceği savaş uzayınca Mayıs’ın ortasına ertelenmişti. Muhtemelen Trump, Venezuela’dan sonra İran gibi bir petrol devini daha ele geçirmiş olarak bu ziyarette Çin’in karşısına çok daha güçlü olarak çıkmak istiyordu. Neylersin ki Venezuela hamlesi özgüvenini hazmedemeyeceği şekilde arttırdı. Bu zafer sarhoşluğunun sonucunda kendisini Netanyahu’nun zoruyla İran ile kazanamayacağı bir savaşa girmiş halde buldu.

Üstelik yakın müttefiği Pakistan’ın süreçte artan rolüne, her müzakere sonrası Pekin’e yapılan ziyaretlere bakılırsa İran’ın savaşı bitirmeye ikna edilmesine de Çin’in ağırlığı hayli artmış durumda. Hürmüz’ün düğümü Pekin’de çözülecek belki de.

ABD Başkanı’nın Çin’in karşısına umduğundan çok daha zayıf ve itibarsız şekilde çıkması dünyanın istikbaline ve istikrarına ne getirecek bu ayki ziyarette (Trump son dakika hamlesiyle masadan kaçmazsa) görebiliriz.