Eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay, 2009 yılında Ankara’da park halindeki otomobilinde başından silahla vurulmuş halde bulundu. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Oktay, doktorların tüm müdahalelerine rağmen kurtarılamadı.
Olayın ardından başlatılan soruşturmada, Oktay’ın kendi silahını kullanarak intihar ettiği yönünde değerlendirme yapıldı. Dosya, bu değerlendirme doğrultusunda verilen takipsizlik kararıyla kapatıldı.
Behçet Oktay’ın ailesi ise ölüm olayında Fetullahçı Terör Örgütü’nün rolü olabileceğini savunarak, soruşturma dosyasının yeniden açılmasını ve bütün ayrıntılarıyla incelenmesini talep etti.
Ailenin bu talebi üzerine Adalet Bakanı Akın Gürlek, Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay ile kız kardeşi Şule Oktay’ı Adalet Bakanlığı’nda kabul etti. Görüşmede, ailenin yıllardır dile getirdiği şüpheler ile dosyanın yeniden ele alınmasına ilişkin talepler değerlendirildi.
UĞUR MUMCU’NUN AİLESİYLE DE BİR ARAYA GELDİ
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Behçet Oktay’ın ailesiyle gerçekleştirdiği görüşmenin ardından 6 Ağustos Perşembe günü, araştırmacı gazeteci-yazar Uğur Mumcu’nun ailesini de kabul etti.
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993 tarihinde Ankara’daki evinin önünde otomobiline yerleştirilen bombanın patlatılması sonucu hayatını kaybetmişti.
Ailenin talebi üzerine gerçekleştirilen kabul, Behçet Oktay’ın yakınlarıyla yapılan görüşmenin ardından saat 11.30’da Adalet Bakanlığı’nda başladı. Görüşmede, Uğur Mumcu suikastına ilişkin soruşturma dosyasındaki son durum ile olayın aydınlatılması amacıyla sürdürülen yeni çalışmalar ele alındı.

“SONUNA KADAR PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Dairesi eski Başkanı Behçet Oktay’ın şüpheli ölümüyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Dosyanın bütün yönleriyle inceleneceğini belirten Gürlek, olayın karanlıkta kalan noktalarının ortaya çıkarılması için çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.
Bakan Gürlek, “Karanlık bir nokta kalmayacak. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Suçlu varsa bunu ortaya çıkarmak devletin görevidir” ifadelerini kullandı.
Gürlek, olayın gerçekleştiği dönemde Behçet Oktay’ın FETÖ’nün hedefinde bulunduğunu belirterek, Oktay’ın oğlu Burak Oktay ve kız kardeşi Şule Oktay ile yapılan görüşmenin bu açıdan büyük önem taşıdığını dile getirdi.
FAİLİ MEÇHUL DOSYALAR İÇİN YENİ BİRİM KURULDU
Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının, geçmişte karanlıkta kalmış ve henüz aydınlatılamamış cinayetlerin çözülmesine yönelik çalışmalar yürüttüğünü hatırlatan Bakan Gürlek, ailelerle yapılan görüşmelerin soruşturmalar açısından önemli olduğunu vurguladı.
Gürlek, olayların ilk anında ailelerin gördükleri, duydukları ve edindikleri bilgilerin dosyalar açısından kritik değer taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu konuda özellikle ailelerimizle görüşmeler gerçekleştiriyoruz. Sizin gözlemleriniz, olayın ilk anında gördükleriniz ve sıcağı sıcağına edindiğiniz bilgiler son derece önemli. Bu nedenle toplantılara büyük önem veriyoruz. Tekrar başınız sağ olsun.”
“FETÖ’NÜN RADARINDAYDI”
Behçet Oktay’ın yaşamını yitirdiği dönemde FETÖ’nün hedef aldığı isimler arasında bulunduğunu söyleyen Bakan Gürlek, 2009 yılının örgütün devlet kurumlarında güç kazandığı bir dönem olduğuna dikkat çekti.
Gürlek, “Bu konu çok önemli. Sayın Müdürümüz o tarihlerde FETÖ’nün radarındaydı. Görev yaptığı dönem, örgütün tam anlamıyla güçlenmeye başladığı 2009 yılına denk geliyor” dedi.

Özellikle 2007 ile 2010 yılları arasında yaşanan olayların ayrıntılı biçimde incelendiğini kaydeden Gürlek, Hrant Dink cinayeti, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümü ve Behçet Oktay dosyası üzerinde durulduğunu belirtti.
Bakan Gürlek, “Hrant Dink, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu cinayeti ve daha sonra rahmetli Behçet Oktay’ın ölümü nedeniyle bu tarihlere çok dikkatli bakıyoruz. Burada FETÖ’nün bir parmak izi bulunabilir mi, bunu araştırıyoruz. Çünkü karşımızda organize bir eylem ihtimali olabilir” diye konuştu.
BAZ İSTASYONU VE TELEFON KAYITLARI İNCELENECEK
Olayın gerçekleştiği süreçte şüphe uyandıran bazı hareketlerin bulunduğunu ifade eden Bakan Gürlek, soruşturmanın teknik yönünün genişletilmesi gerektiğine işaret etti.
Olay tarihine ait bölgesel baz istasyonu kayıtlarının incelenmesinin önemine değinen Gürlek, o bölgede sinyal veren telefonların ve bu telefonları kullanan kişilerin belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Geçmiş döneme ait kamera kayıtlarının bulunup bulunmadığının da araştırılmasını isteyen Gürlek, olayla bağlantılı kişilerin iletişim trafiğinin ve olay yerine ilk müdahale eden görevlilerin yeniden incelenmesi gerektiğini belirtti.
Gürlek, “Olay tarihine ilişkin genişletilmiş bir bölgesel baz istasyonu çalışması yapılması gerekiyor. O bölgede hangi telefon sinyalleri bulunuyor, geçmişe ait kamera görüntüleri var mı, kimler kimlerle irtibatlı, bunlara bakılmalı. Olay yerine ilk müdahale eden kişilerin ve o tarihte görevli polislerin kim olduğu da yeniden değerlendirilmeli” dedi.
DOSYALAR YENİ TEKNOLOJİLERLE İNCELENİYOR
Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığında görev yapan personelin teknik ve profesyonel bir ekipten oluştuğunu söyleyen Gürlek, birimin kuruluş amacının eski dosyalara farklı bir bakış açısıyla yaklaşmak olduğunu kaydetti.
Dosyalarda bugüne kadar ortaya çıkarılamayan teknik delillerin yeni inceleme yöntemleriyle tespit edilmeye çalışıldığını aktaran Gürlek, teknolojinin gelişmesiyle birlikte geçmiş olayların daha ayrıntılı biçimde araştırılabildiğini belirtti.
Bakan Gürlek, “Bu birimi kurmamızın temel amacı, aydınlatılmamış dosyalara ayrı bir gözle bakmak ve henüz ortaya çıkarılmamış teknik delilleri bulmaktır. Günümüzde teknoloji çok daha ileride. Artık daha farklı ve kapsamlı inceleme yöntemlerine sahibiz” ifadelerini kullandı.
Daire başkanı, hâkimler ve diğer görevlilerin dosya üzerinde çalıştığını bildiren Gürlek, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve savcılarla da irtibat halinde olduklarını söyledi.
Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının kurulduğu tarihten bu yana yürüttüğü çalışmalar sonucunda 27 ayrı dosyada toplam 30 failin tespit edildiğini açıkladı.
“EN KÜÇÜK AYRINTIYI BİLE DEĞERLENDİRİYORUZ”
Behçet Oktay dosyasında en küçük ayrıntının dahi gözden kaçırılmadığını ifade eden Bakan Gürlek, olayın gerçekleştiği dönemin siyasi ve toplumsal atmosferinin de incelenmesi gerektiğini söyledi.
Oktay’ın öldürüldüğü ya da resmi kayıtlardaki ifadeyle intihar ettiği 2009 yılındaki Türkiye şartlarının dikkate alınması gerektiğini belirten Gürlek, olayın kimlerin çıkarına hizmet etmiş olabileceğinin araştırılacağını dile getirdi.
Gürlek, “En ufak ayrıntıyı bile değerlendiriyoruz. Özellikle o tarihteki atmosfere bakmak gerekiyor. Rahmetlinin öldürüldüğü ya da intihar eyleminin gerçekleştiği tarih 2009. O dönemde Türkiye’de nasıl bir ortam vardı ve bu olay kimin menfaatine olabilirdi, bunların tamamı incelenmeli” dedi.
“DEVLET OLARAK AİLENİN YANINDAYIZ”
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Behçet Oktay’ın ölümüne ilişkin dosyanın en ince ayrıntısına kadar takip edileceğini vurguladı.
Devletin Oktay ailesinin yanında olduğunu belirten Gürlek, açıklamasında şu sözlere yer verdi:
“Biz devlet olarak yanınızdayız. Bu konuyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. İnşallah dosyada karanlık hiçbir nokta kalmayacak. Sonuna kadar bu işin peşini bırakmayacağız. Eğer bir suçlu varsa bunu ortaya çıkarmak devletin görevidir.”
“FETÖ’NÜN GAZETELERİ OKTAY’I ERGENEKON’A DAHİL ETMEYE ÇALIŞTI”
Behçet Oktay’ın kız kardeşi Şule Oktay da görüşmede, dönemin Taraf ve Zaman gazetelerinde ağabeyi hakkında yayımlanan haberleri gündeme getirdi.
Ergenekon soruşturmalarının yürütüldüğü dönemde Behçet Oktay’ın hedef gösterildiğini savunan Şule Oktay, söz konusu gazetelerde “İbrahim Şahin’e yakın olan Başkan neden alınmadı?” yönünde yayınlar yapıldığını söyledi.
Şule Oktay, ağabeyinin Ergenekon soruşturmasına dahil edilmesi amacıyla sürekli baskı ve mobbing niteliğinde haberler yayımlandığını ifade etti.
“DOSYA APAR TOPAR KAPATILDI”
Behçet Oktay’ın olay günü eve gelerek yemek yemeyi planladığını anlatan Şule Oktay, ağabeyinin son anda bir yemek organizasyonuna katıldığını söyledi.
Gece saat 03.00 sıralarında evlerinin kapısının çalındığını belirten Oktay, kendilerine Behçet Oktay’ın intihar ettiği bilgisinin verildiğini aktardı.
Saat 04.00’te uçak biletlerinin alındığını ve aceleyle Ankara’ya gönderildiklerini belirten Şule Oktay, olaydan yalnızca bir hafta sonra yeğenlerinin ifadeye çağrıldığını söyledi.
Soruşturmanın kısa sürede tamamlandığını savunan Oktay, dosyada yeterli inceleme yapılmadığını ve aile bireylerinin bilgisine dahi başvurulmadığını ifade etti.
Behçet Oktay’a ait iki cep telefonunun dosyada yer almadığını söyleyen Şule Oktay, kasasının anahtarının da alınıp götürüldüğünü ve telefonlardan görüşmeler yapıldığını ileri sürdü.
Oktay, süreci şu sözlerle anlattı:
“Gece saat 3’te kapımız çalındı ve Behçet Oktay’ın intihar ettiği söylendi. Saat 4’te biletlerimiz alındı, apar topar uçağa bindirildik. Daha ilk haftada yeğenlerim çağrıldı ve soruşturma tamamlandı. Dosyada hiçbir inceleme yapılmadı, bizim bilgimize dahi başvurulmadı. İki cep telefonu vardı ancak bunlara dosyada yer verilmedi. Kasasının anahtarı alındı ve götürüldü. Telefonla görüşmeler yapıldı. Ardından dosya kapatıldı.”
BARUT İZİ KAYITLARINA DİKKAT ÇEKTİ
Şule Oktay, ağabeyi Behçet Oktay’ın solak olduğunu belirterek, “Ağabeyim sağ eliyle çay bile karıştırmazdı” dedi.
Behçet Oktay’ın her iki elinde de barut artığı bulunduğunun kayıtlara geçirilmesinin şüphe uyandırdığını söyleyen Şule Oktay, bu bulgunun yeniden değerlendirilmesini istedi.
“SİLAHTAKİ MERMİLER BABAMA AİT DEĞİLDİ”
Behçet Oktay’ın oğlu Burak Oktay da babasının ölümünde kullanılan silahtaki mermilere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Silahta bulunan mermilerin babasının kullandığı mermilerle aynı olmadığını savunan Burak Oktay, yedek şarjördeki mühimmatın ise babasının sürekli kullandığı mermilerden oluştuğunu belirtti.
Burak Oktay, “Babam her zaman aynı mermileri kullanırdı. Yedek şarjördeki mermiler ona ait ancak silahın içindeki mermilerin hiçbiri babamın kullandığı mermilerden değil” dedi.
“LOJMANDAKİ KOMŞULARIMIZIN ÇOĞU FETÖ’DEN FİRARİ OLDU”
Burak Oktay, ailesiyle birlikte yaşadıkları lojmandaki komşuların büyük bölümünün daha sonraki süreçte FETÖ soruşturmaları kapsamında firari duruma düştüğünü öne sürdü.
Babasının korumalarının da bu duruma tanıklık ettiğini belirten Oktay, Behçet Oktay’ın “Hizbullah militanı” olduğu gerekçesiyle dinlemeye alındığını savundu.
Burak Oktay, firari eski emniyet müdürü Recep Güven’in de Behçet Oktay hakkında “Kendisini öldürttü” yorumunda bulunduğunu söyledi.
Oktay, “Babamın korumaları da bunlara şahittir. Oturduğumuz lojmandaki komşularımızın çoğu daha sonra FETÖ’den firari oldu. Babamı Hizbullah militanı olduğu gerekçesiyle dinlemeye aldırdılar. Firari Recep Güven de ‘Kendisini öldürttü’ şeklinde yorum yaptı” ifadelerini kullandı.
BEHÇET OKTAY KİMDİR?
Behçet Oktay, 17 Temmuz 1957 tarihinde Malatya’nın Hekimhan ilçesinde dünyaya geldi.
Polis Koleji ve Polis Akademisindeki eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’nin çeşitli illerinde görev yapan Oktay, 1997 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanlığına atandı.
Behçet Oktay, Polis Özel Harekât teşkilatının kurulmasında görev alan üç isimden biri olarak gösterildi.
Görev süresindeki çalışmaları nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetleri Altın Üstün Cesaret ve Feragat Madalyası’na layık görülen Oktay, 25 Şubat 2009 tarihinde Ankara’da aracının yanında ölü bulundu.

