Pazar pazar biraz siyasetle canınızı sıkayım hadi.
Yeni Parti kurulalı daha iki gün olmadı ama herkes bir bilene aynı soruyu soruyor:
Bu YENİ Parti seçimde yüzde kaç oy alır?
Bilenler de bu sorudan hareketle tarihten örnekler vererek yeni doğmuş partiye don biçmeye çalışıyor.
Kimi donu birazgeniş, kimi de bana kalırsa fazla dar biçiyor.
Can Baydarol, donu biraz geniş biçenlerden. Yazısında, bir dönem rol aldığı YTP’nin hatalarından Yeni Parti’ye dersler çıkarmış. Bu derslerin her birini de ayrı bir değişken olarak “eğer”li cümlelere bağlamış.
Bahsettiği “eğer”lerin gerçekleşmemesi hâlinde YENİ PARTİ’nin yüzde 40 oy alabileceğini öngörüyor. Hatta baskının devam etmesi durumunda hedefin daha da yukarı revize edilebileceğini ileri sürüyor.
Baydarol’un en kallavi “eğer”i ise Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş üçlüsü arasındaki birliğin korunması. Üçlünün üçüncü ayağının kaydı kayacak gibi ama neyse…
Biraz da yeni doğmuş partiye fazla dar don biçen bir arkadaşımıza bakalım. Habertürk’ten sevgili İdris Kardaş bunun güzel bir örneğini sergilemiş. Merceğini CHP’den kopan siyasi partilerin yaşadıklarına çevirmiş: DSP, SHP, Güven Partisi… Hikâyelerini ayrıntılarıyla anlatmış. Sonuç olarak da CHP’den kopanların siyasi yaşam şansı bulamadığı kanaatine varmış. YENİ Parti’nin de aynı akıbete uğrayabileceğine işaret etmiş.
Hem Kardaş’ın hem de Baydarol’un kendi açılarından haklılık payları var mı? Bence var. Lakin meselenin özü, iki yazarın da gözünden biraz kaçmış gibi. Buradaki en büyük hata, YENİ Parti’yi CHP’den kopan bir parti gibi düşünmek. Hatta bu, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklemek kadar vahim bir hata.
Özgür Özel ve arkadaşları CHP’den kopmadılar ki… Özel ve arkadaşlarının yaşadıklarının, bırakın CHP tarihini, dünyada bile başka bir örneği yoktur muhtemelen. Dolayısıyla tarihte örneği bulunmayan bir olaydan hareketle geçmişten bugüne dersler çıkarmak da pek mümkün değil.
Özel ve arkadaşları CHP’den kopmadılar; CHP’yi bütünüyle başka bir yere taşımak zorunda kaldılar. Kardaş şu noktada kesinlikle haklı: CHP’den farklı olarak söyledikleri hiçbir şey yok. Yeni bir şey söyleme kapasiteleri de açıkçası pek umut vermiyor.
Parti içindeki kavgayı öyle ya da böyle kaybetmiş, marjinalleşmeyi de göze almış Kemal Kılıçdaroğlu, asırlık yapıyı zorla ele geçirince parti de olduğu gibi başka bir yere taşındı. Olan şey bu.
Yani CHP başka bir yere taşındı. Yeni Parti de aslında var ama yok gibi bir şey. Var; çünkü muhtemelen bu hâliyle Kılıçdaroğlu’nu sıfırlayacak. Gelgelelim, gerçekte yeni bir parti olmadığı için CHP’nin potansiyelini aşması da asla ve kat’a mümkün değil.
Kılıçdaroğlu bir gün yerinden kaldırılabilirse Yeni Parti eski yerine, ebedî muhalefet tahtına güle oynaya döner. Kemal Bey yerinden kalkmadığı takdirde ise Yeni Parti ismiyle müsemma olamaz; yani gerçekten yeni bir partiye dönüşemez ve adı dışında her şeyiyle eski CHP olarak yoluna devam eder.



YORUMLAR