Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Cumhuriyet’in 102’nci yılı! Atatürk diş ağrısına rağmen Cumhuriyet’i ilan etti

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından hem iç hem

Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı’nın ardından hem iç hem de dış alanda yoğun mücadelelerle geçen bir dönemin sonunda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’i ilan etti. Bu büyük mücadelede on binlerce vatan evladı şehit, yüz binlercesi gazi oldu. Tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi…

Bugün Türkiye Cumhuriyeti 102 yaşında. Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm silah arkadaşlarını saygı, özlem ve minnetle anıyoruz.

Tarih, savaşlar, zaferler, yenilgiler ve kahramanlıklarla doludur. Ancak bu büyük olayların içinde kimi zaman insani ayrıntılar da yer alır. Bu ayrıntılar bazen bizzat tanıkların kaleminden, bazen de yakın çevrenin anılarından günümüze ulaşır.

HERKESİN HATIRLADIĞI 28 EKİM GECESİ

Cumhuriyet’in ilanından bir gün önce, Türkiye yeni bir dönemin eşiğindeydi. Lozan Antlaşması ile uluslararası alanda bağımsızlığı tescillenmişti ancak ülke yönetiminde hâlâ bir istikrarsızlık söz konusuydu. Hükümet krizi derinleşiyor, iç çekişmeler artıyordu.

27 Ekim 1923 Cumartesi günü Başbakan Ali Fethi (Okyar) Bey’in başkanlığındaki hükümetin istifası, bu krizi daha da büyüttü. Bir gün boyunca yeni bir kabine kurulamadı; hiçbir milletvekili gerekli çoğunluğu sağlayamadı.

Mustafa Kemal Paşa, 28 Ekim Pazar akşamı Çankaya Köşkü’nde dönemin önde gelen siyasetçi ve komutanlarını akşam yemeğine davet etti. Masada İsmet Paşa (İnönü), Ali Fethi Bey, Kazım (Özalp) Paşa, Halit (Karsıalan) Paşa, Fuat (Bulca), Kemalettin Sami Paşa ve Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey gibi önemli isimler vardı.

Yemekte hükümet krizinin yarattığı tıkanıklık konuşulurken, Mustafa Kemal Paşa tartışmaları bir süre dinledi ve sonunda tarihi bir kararın işaretini verdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde masaya dönerek, şu unutulmaz cümleyi kurdu:
“Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz.”

YOĞUN GRİP VE ŞİDDETLİ DİŞ AĞRISI

Bu cümle yalnızca bir siyasi kararın ifadesi değil, aynı zamanda süregelen krize köklü bir çözümün ilanıydı. Ancak Atatürk, o akşam ağır bir nezleyle birlikte dayanılmaz bir diş ağrısı çekiyordu. Rahatsızlığına rağmen, kararlılıkla yönetim sorumluluğunu üstlendi.

GECE BOYU ÇALIŞMA VE MECLİS’TE TARİHİ KONUŞMA

Çankaya Köşkü’ndeki yemekten sonra Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa, sabaha kadar 1921 Anayasası’nda yapılacak değişikliklerin taslağını hazırladı. Bu taslakta “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir” maddesi en temel cümle olarak yer aldı. Böylece devletin niteliği tanımlanıyor, cumhurbaşkanlığı makamı oluşturuluyor ve hükümetin kurulma biçimi tamamen değişiyordu.

Artık bakanlar tek tek değil, Meclis tarafından seçilen başbakanın sunduğu listeyle güvenoyu alacaktı. Bu yöntem, hem zaman kaybını önleyecek hem de hükümetin daha istikrarlı çalışmasını sağlayacaktı.

Mustafa Kemal Paşa, 29 Ekim sabahına ağır grip ve diş ağrısına rağmen çalışmalarını sürdürerek girdi. Öğleden sonra Meclis’e geldiğinde, milletvekilleri arasında gecikme nedeniyle kısa süreli bir tartışma yaşandı. Fakat Paşa, tüm rahatsızlıklarına rağmen kürsüye çıkarak kısa ama etkileyici bir konuşma yaptı.

“DİŞLERİM ÇOK AĞRIYORDU”

Enver Behnan Şapolyo’nun “Kemal Atatürk ve Milli Mücadele Tarihi” adlı kitabında yer alan “Fizyolojik Arıza” bölümünde, Atatürk’ün Afet İnan’a o günü şöyle anlattığı aktarılır:
“Cumhurreisi seçildiğim zaman Meclis’te söylediğim nutuk en kısa beyanatlarımdan biridir. Neden? Dişlerimi henüz çektirmiştim. Yeni yapılan dişlerin tecrübe devresinde idi. Söz söylemeye başladığım vakit ya ıslık gibi bir ses çıkıyor yahut da ağzımdan düşüyordu.”

29 Ekim 1923 akşamı saat 20.30’da, Meclis’in büyük çoğunluğu “Türkiye Devleti’nin hükümet şekli Cumhuriyet’tir” maddesini kabul etti ve Cumhuriyet resmen ilan edildi. Kısa süre sonra yapılan oylamada Mustafa Kemal Paşa, 158 milletvekilinin oyuyla Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.

Yeni cumhurbaşkanı sıfatıyla kürsüye çıkan Mustafa Kemal Paşa, teşekkür konuşmasını da kısa tuttu. Daha sonra bu konuşmanın nedenini “Dişlerim çok ağrıyordu.” diyerek açıklamıştı.

ATATÜRK’ÜN SAĞLIK SORUNLARI

Prof. Dr. Yavuz Sinan Aydıntuğ’un “Bir Diş Hekimi Gözüyle Atatürk” adlı konuşmasında belirttiği üzere, Atatürk 1923, 1924 ve 1927 yıllarında kalp rahatsızlıkları yaşamış, zaman zaman da diş ağrıları çekmişti. Son yıllarında ağız protezi kullanıyor, tedavisini Musevi asıllı diş hekimi Sami Günzberg yürütüyordu.

Harp yılları, yoğun mesai, bitmeyen seyahatler Atatürk’ün sağlığını olumsuz etkiledi. Bilinen siroz ve kalp problemlerine ek olarak, diş ve diz ağrıları da onu uzun yıllar zorladı.

1920’lerin başından itibaren kullandığı protezler zaman zaman uyum sorunları yaratıyor, diş etlerinde iltihap ve tahrişe neden oluyordu. Bu nedenle Atatürk sık sık tedavi görmek zorunda kaldı.

GÜNZBERG VE KANTOROWICZ’İN TEDAVİLERİ

Atatürk’ün diş tedavisini uzun yıllar Sami Günzberg yürüttü. Günzberg, hem Çankaya Köşkü’nde hem de Dolmabahçe Sarayı’nda tedaviler yaptı. Paşa’nın çenesindeki iltihap nedeniyle diğer doktorların ameliyat etmeye cesaret edemediği durumlarda devreye girdiğini, Atatürk’ün kendisine “Cesaretin var mı?” diye sorduğunu, kendisinin de “Evet” dediğini anlatmıştır.

1930’lu yıllarda ise Almanya’dan davet edilen ünlü diş hekimi Alfred Kantorowicz, Atatürk’ün diş etlerindeki iltihapları cerrahi yöntemle tedavi etti. Ancak Paşa’nın karaciğer rahatsızlığı nedeniyle bu tür operasyonlar riskliydi.

İRAN ŞAHI’NIN DİKKATİNİ ÇEKTİ

1934’te Türkiye’ye gelen İran Şahı Rıza Pehlevi’nin, Atatürk’ün kullandığı protezlere hayran kaldığı ve kendisi için de benzer protezler istemesi üzerine, Kantorowicz’in Şah’a da aynı kalitede protez yaptığı bilinir.

BÖBREK İLTİHABI VE İLK KALP RAHATSIZLIĞI

Mustafa Kemal, Cumhuriyet’in ilanından önce ağır bir nezle ve böbrek iltihabı geçirmişti. Bazı kaynaklar, 1923 yılında Cebeci Hastanesi’nde tedavi gördüğünü belirtir.

Cumhuriyet’in ilanından yalnızca iki hafta sonra, 11 Kasım 1923’te yaşadığı kalp rahatsızlığı, yorgunluğunun ve yaşadığı zorlukların bir göstergesiydi. 42 yaşındaki genç bir liderin böylesine ağır sağlık sorunlarıyla mücadele etmesi, Cumhuriyet’in kurulmasının ne denli büyük bir insanî bedelle gerçekleştiğini de gösterir.

ACILARIN VE ZAFERİN LİDERİ

Mustafa Kemal Atatürk, yıllar süren savaşlar, siyasi mücadeleler ve devrimlerle dolu yaşamında hem acı hem de zaferle yoğrulmuş bir liderdi. Cumhuriyet’in ilanı, yalnızca bir devlet biçiminin değil, insan iradesinin, kararlılığının ve özgürlük arzusunun zaferi olarak tarihe geçti.

Cumhuriyet’in 102’nci yılında, bu ülkeyi bizlere emanet eden başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanları saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.