Suriye’de Cumhurbaşkanı danışmanı olarak atanan münfesih örgüt SDG’nin Komutanı Mazlum Abdi, İlke TV’ye konuştu.
Abdi, Suriye Kürtlerin yeni Suriye devleti içinde daha güçlü şekilde yer almalarının öncelikleri olduğunu söyledi.
İlke TV’den Banu Güven’e konuşarak Türkiye’den bir televizyona ilk kez röportaj veren Abdi, Türkiye’nin de Suriye’nin yeniden inşasına olumlu katkıları olabileceğine inandığını belirtti.
Banu Güven: Suriye’deki yeni duruma ilişkin ne söylemek istersiniz?
Halkımızın her konuda özel bir statüsü vardı. Kendi kararlarımızı kendimiz alıyorduk. Ancak Rojava’daki bu durum bu geçici bir durumdu.
Şimdi yeni bir sürecin içerisindeyiz. Kürt halkı için Baas rejimi ile kıyaslandığında bir ilerlemenin olduğunu söyleyebiliriz.
Her şeyden önce Kürt halkı kimliğiyle bu yeni devlete katılıyor. Bu büyük bir başarıdır.
Biz bu devlete katılıyoruz derken… Kendi bölgemizde devlet adına kendimizi yöneteceğiz. İdari ve askeri işleri devlet adına devletin bir parçası olarak kendi bölgemizde kendimiz yürütüyoruz. Entegrasyon bu esaslar üzerine kurulmuştur.
Elbette ki bizim de yapacağımız çok iş var. Bu bizim için yeni, güçlü bir başlangıçtır. Bir temel oluşturdu, bu temel üzerinde halkımız için daha güçlü bir geleceği kuracağız.
Kürtlere Suriye vatandaşlığının verilmesi nasıl ilerliyor?
Doğrusu bu süreç önceden de vardı. Bas döneminde de böyle bir karar çıktı 2011, 2012’de birçok insan bundan yararlandı. Birçok insan da bundan yararlanamamıştı güvenlik nedeniyle devlet kurumlarına ulaşamadı. Bu dönem onlar da yararlandı. Önceden kimliği olmayanlar bundan faydalandı. İnanıyorum ki bu mesele çözüldü.
Anadil konusuna geçelim, Şam’da çıkan Kürtçe kararnamesi bugün itibariyle Rojava’da sağlanan hakların gerisinde kalıyor. Üniversitelerde belirsizlik, ilk ortaokullarda öngörülen şu an Rojava’daki müfredatın gerisinde, seçmeli ders sınırlaması, sözel sosyal bilimlerde Kürtçe kullanılması gibi konularda tatmin olmamış halk, ne dersiniz?
Bu meseleye iki şekilde bakabiliriz. Birincisi halkımız 14 yıla yaklaşan zamanda halkımız tamamen Kürtçe eğitimi veren okullara çocuklarını gönderiyor. İlkokuldan üniversiteye… böyle bir büyük adım attık. Bu Rojava’da büyük bir devrimdir. Elbette ki bugün devletin tanıdığı haklar geri bir adımdır. İkinci bir konu Suriye tarihinde Kürtler için atılmamış adımlar şimdi atılıyor. Kürtçe yasaklıydı. Kendim de Kürtçe anadilim için Kürtçe okuduğumuz için ortaokuldayken tutuklanmış bir insandım. Dil meselesi benim önemli bir meseledir. Suriye’de büyük sorunlar var. Benim gördüğüm yeni Suriye devleti anadil konusunda kapalı değil. Ama önemli sorunlar ve engeller var. Atılan bir adım da var, biz bu adımı görüyoruz. İlk defa Kürt dili, her ne kadar müfredatta az yer alsa da kabul edildi. Devlet eğitiminin bir parçası oldu bu da büyük bir adımdı. Ben bunu söylemek istiyorum. Bu yeterli bir düzey değildir ama bir adım atılmıştır, ilk adımlar önemlidir. Eğer halkımız anadil konusunda mücadelesini devam ettirirse ben inanıyorum ki engelleri de adım adım aşacağız.
Engeller nereden çıkıyor? Nereden kaynaklanıyor?
Birçok sebebi var. Bazılarının dışarıdan kaynaklandığını da düşünüyorum. Kürtçe meselesi sadece burayı ilgilendirmiyor, Suriye’nin komşularını da ilgilendiriyor. Kürtçe ile ilgili sorunları olan ülkeler de müdahil oluyor. Bir de Suriye hükümeti içerisinde de bazı kesimler henüz bu meseleyi hazmedememişler, bu yönde de sorunlar var. Bize söylenen bu sorunun adım adım çözüleceği. Halkımız bu konuda çocuklarını Kürtçe eğitim veren okullara gönderdikçe bu süreci daha da ileriye götüreceğiz.
Bugün özerk yönetimin döneminde sağlanan imkanlar kabul edilse o zaman Kürtlerin yaşadığı ülkelerde örnek kabul edilecek ve en ileride uygulamalar da Suriye’de olacaktı. O yüzden mi biraz yavaş gidiliyor?
Bunu da söyleyebilirim. Bu da doğrudur.
Evet çünkü komşu ülkelerde de bu süreçler var, bunlar konuşuluyor ama o aşamaya gelinmedi, peki onu da konuşacağız.
Suriye’nin yeni anayasası nasıl hazırlanacak? Sizin için anayasada mutlaka bulunması gereken unsurlar nedir?
Henüz bu konuda net bir takvim belirlenmedi. Benim aldığım bilgiye göre önümüdeki iki üç ay içinde bir komisyon hazırlanacak. Biz de Kürt halkının temsilcileri de bu komisyonda yer almasını istedik. Kürt halkının taleplerinin de bu komisyonda dile getirilmesini istedik. Şimdilik Kürt halkı için bazı kazanımlar var. Devletle imzalanmış anlaşmalar var. 10 Mart anlaşması var, 29 Ocak anlaşması var. Bu anlaşmalar Kürtçe için alınmış kararlar var, bunlar resmi kararlardı. Cumhurbaşkanı kararnamesinde de Kürt halkı için ilgili maddeler var. Halkımızın bu konuda talepleri var. Biz istiyoruz ki bu talepler anayasada yer alsın. Kürt halkının ulusal, kültürel ve anadil hakları var. Bu meselelerin anayasada çözülmesi gerekiyor.
Seçim tarihi de belirlenecek bir süre sonra, daha farklı bir siyasi görünüm olacak. Görülen o ki sizlerin de yeni bir partisi olacak. Bu konuda çalışmanız var mı?
Şu anda yeni bir dönem var. Yeni bir siyasi ortam da var. SDG’nin varlığını sonlandırması önemli bir boşluk da oluşturdu. SDG 15 yılda bu halk için önemli çalışmalar yaptı. Bu halkı korudu, binlerce şehit verdi, bir tabanı var, bu alanda bir boşluk oluşmasını istemiyoruz. Dolayısıyla SDG’nin yol açtığı bir siyasi boşluğun doldurulması önemlidir. Şimdi halkımız içerisinde siyasi faaliyetler yürütenler bu konuyla ilgili çalışmalar yapıyor. Ancak henüz ne şekilde olacağı belli değil.
Salih Müslüm vefatıyla ilgili başınız sağolsun toplumca, ne söylemek istersiniz?
PYD kurulmadan önce de Salih Müslüm’ün, Bave Welat’ın (Ülkenin babası) siyasi bir kişiliği vardı. Birçok zorluk yaşadı. Çocukları savaşın ön cephesinde şehit düştüler. Kendisi de hep öndeydi, elbette ki biz onun ansına sahip çıkacağız, anısı yeni siyasi hareketin içinde de yaşayacak, emeğini unutmayacağız.
Yeni Suriye herkesin kendi kimliğiyle yaşayabileceği bir ülke olabilecek mi? Yeni Suriye’de burada, Rojava’da oluşturduğunuz laik alanı koruyabilecek misiniz?
Elbette buradaki durumu korumanın bazı zorlukları olacak. Bu da mücadelenin bir parçası. Burada oluşturduğumuz yaşam bir yasal güvenceye kavuşmasa da burada bir kültür oluşturdu bir renkte devam edecek. Genel olarak Suriye’de laik ve demokratik bir devletin kurulması önünde sorunlar ve engeller var. Ama şunu da söyleyebilirim ki Baas dönemine göre daha fazla imkan var. Şu andan Suriye uluslararası topluma açılmayı ve ulusları kanunlara uymayı istiyor. Suriye de uluslararası toplumun parçası olmak istiyor. Bunu gerçekleştirmek için mücadele kararlılığı da var. Laik ve demokratik bir ülke kurmanın imkanının olduğuna da inanıyorum.
DEAŞ ile mücadele sürecinde kadınlar konusunda da bir devrim yaşadı Rojava. Türkçesi Kadın Koruma Birlikleri yani YPJ, SDG’den dört tugay orduya katıldı ama Şam’daki hükümet kadınları orduya kabul etmediği için farklı formül arandı, sonunda İçişleri Bakanlığı’na bağlı terörle mücadele ile görevli bir güç formülü ortaya çıktı. Bu formül sizi tatmin etti mi ya da kadınları tatmin ediyor mu?
Ben de onu diyecektim. Elbette ki bu kadın hareketinin vereceği bir karardır. Benim anladığım tabii ki kadınlar bu durumdan memnun değiller. Yedi aydır bir askeri güç olarak tanınmak için mücadeleleri oldu. Ancak Suriye’de kadınların askerliği konusunda imkanlar mevcut değil. Şam’da yaptığımız toplantıda da Suriye devleti bize kararını bildirdi. Kadın arkadaşlarımız da buna göre kararlarını verdiler. Onlar için asıl önemli olan bir anti terör birimi olarak varlıklarını sürdürmek. Savaşçı kimliklerini varlıklarını korumak, bu şekilde İçişleri bakanlığı içerisinde varlıklarını sürdürmeleri de bir çözüm yoludur. Ancak onların istediği bu değildi, varlıklarını sürdürmek için bunu kabul ettiler.
Türkiye’nin Suriye’nin geleceğinin belirlenmesinde önemli bir rol oynadığı açık. Nasıl bir rol oynuyor. Bir de Abdullah Öcalan var, Suriye’de sürecin ilerlelemesine kritik katkısının olduğu söyleniyor?
Şüphesiz ki Türkiye’nin etkisi artmıştır. Suriye’nin yeniden inşasında da Türkiye’nin rolü konusunda genel bir ittifak var, önümüzdeki süreçte bunu göreceğiz. Türkiye Suriye’nin inşasında ekonomik olarak veya başka açılardan olumlu bir rol oynayabilir, oynayacaktır. Şu an devam eden barış süreci de özellikle Suriye’deki Kürtlerin dosyasını yakından ilgilendiriyor. Çünkü Türkiye’deki Kürt dosyası ve Suriye’deki Kürt dosyasını birlikte değerlendiriyor. Türkiye devleti Suriye’deki Kürtleri, SDG’nin varlığını kendi ulusal güvenliğinin bir parçası olarak gördü, bu şekilde yaklaştı. Biliyorsunuz uzunca bir süre çatışma, Türkiye’nin buraya yönelik askeri müdahaleleri vardı. Şu an Türkiye’deki barış sürecinin bu konuda da önemli etkisi oldu. Bu konuda bir istikrar ve çatışmasızlık durumu var. İnanıyorum ki İmralı ve Türkiye devleti arasında yürüyen çözüm sürecinin Suriye’deki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkisi olacak.
Türkiye’nin sizinle diyalog kurmadığı dönemlerde Abdullah Öcalan bir köprü oluşturdu diyebilir miyiz?
Türkiye’de yürütülen barış süreci burada da etkili oldu, katkısı oldu.
Türkiye ile ilişkilerinizde bir diyalog olduğunu biliyoruz. Diplomatik pasaportunuzu aldınız mı, Türkiye’ye gitmeyi planlıyor musunuz?
Bizim için süreç yeni başladı. Elbette ki bu imkanları hem Türkiye hem dünya ile ile ilişkilerimizi ilerletmek için kullanacağız.
Türkiye’de yapılacaklar listenizde neler var? Öcalan ile görüşmek istediğinizi söylemiştiniz. Süreçlere bu temasın nasıl katkısı olur?
Suriye Kürtleri olarak özgün bir durumumuz var. Suriye devletinin içindeyiz. Bu Suriye’ye özgü bir durum. Suriye de Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istiyor. Bu çerçevede Kürtler de bu ilişkiyi destekliyor. Bu gelişecek ilişki bizi de ilgilendiriyor. Temel hedefimiz istikrar. Buradaki ekonomik gelişme ve istikrar açısından Türkiye’nin rolü olacak.
Siz aslında bunu çok uzun zamandır söylüyorsunuz, 10 Mart mutabakatından önce Türkiye uyruklu savaşçıların dönebileceğini söylediniz. Daha sonra bunun gerçekleştiğini, gerçekleşmekte olduğunu da söylediniz, nasıl bir prosedür izlendi?
Bu mesele SDG’nin için bulunan savaşçılar, bu savaşçılar PKK içerisinde yer alıyor, Türkiye ile meseleyi tartışmadık, bu PKK ile Türkiye arasında ele alınacak bir başlıktır. Bu konunun bizi ilgilendiren tarafı bu barış sürecine dahil olmak isteyenlere yardımcı olmaktır. Bu coğrafyadan çıkmaları ve bu entegrasyonun tamamlanmasına yardımcı olacağız. Biz düşen sorumluluk yardımcı olmaktır ancak bu mesele PKK ile Türkiye arasında yaşanan bir süreçtir. Genel olarak süreç başladığından beri, 29 Ocak’tan beri yüzlerce savaşçı buradan çıkış yaptı. Yüzlercesi de kaldı. Kalanlar da sürece katılmak isterlerse katılırlar.
Suriye’de halen DEAŞ tehdidi olduğunu söylediniz?
Doğrudur, tutuklu DEAŞ militanları büyük ölçüde ABD’ye götürüldüler. Burada Suriye devletinin onayıyla yapıldı. Yine yüzlerce DEAÇ tutuklusu da burada var ve Suriye devletinin güvenlik güçlerinin denetimindedir. Halen güçleri var ve eylemler yapabiliyorlar.
İsrail’in politikasını değerlendirir misiniz?
Görünen o ki İsrail’in esas karşı çıktığı Türkiye’nin buradaki varlığıdır. Buna yönelik zaman zaman itirazlarını dile getiriyor. Elbette ki Suriye devletinin de israille sorunları var, çünkü Suriye topraklarında İsrail askerleri var. Suriye İsrail’in eski sınırlarına çekilmesini, yani Esad rejimi düşmeden önceki sınırlarına çekilmesini istiyor. Elbette ki görüşmeler yapılıyor. İnanıyorum ki tansiyon şu an daha düşük.
Güneydeki işgal sürecek mi?
İsrail şu an girdiği yerlerden çıkmak istemiyor. Kalıcı bir çözüm bulunana kadar bu durumun devam edeceği anlaşılıyor.
Sizin bu bölge için hayaliniz nedir?
Ortadoğu’dan konuşunca sürekli savaş ve savaş ihtimalinden söz ediliyor. Bu ihtimal var. Biz elbette ki biz barış Kürdümüzle Arabımızla karış istikrar kalkınma ilerleme istiyoruz. Bir Kürt olarak istiyorum ki Ortadoğu’daki tüm Kürtler haklarına kavuşsun. Özellikle Suriye Kürtleri de Suriye devleti içinde daha güçlü şekilde yer alsın. Kazanımlarını daha ileri götürsünler, bu da bizim asıl hedefimiz.
Sayın Mazlum Abdi, Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı, teşekkürler.
Em ji spas tikin (Biz de teşekkür ediyoruz.

