Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Türkiye en çok Katar, Mısır, Endonezya ile bir oldu

Ankara’nın son bir yıldaki ortak açıklama haritasını çıkardık. Hedefte açık ara İsrail var. En çok birlikte açıklama yapılan ülkeler ise Mısır, Endonezya ve Katar oldu.

Ankara’nın son bir yıldaki ortak açıklama haritasını çıkardık. Hedefte açık

Dışişleri Bakanlığının son bir yılda yayımladığı ortak açıklama ve bildirileri Journotürk araştırdı. Resmi kayıtlara göre Türkiye, 9 Eylül 2025 ile 9 Eylül 2026 arasında 11 ortak diplomatik metne imza attı.

Bu metinlerde en sık birlikte tavır sergilenen ülkeler Mısır, Endonezya ve Katar oldu.

Açıklamalarda doğrudan hedef alınan ülkeler arasında İsrail açık ara ilk sırada yer aldı. Ancak Bakanlığın arşivleme yöntemindeki dağınıklık, gerçek sayının resmi listede görülenden daha yüksek olduğuna işaret ediyor.

Bir yanda Türkiye’nin Meksika, Güney Kore ve Avustralya gibi ülkelerle çok taraflı sistemi güçlendirme arayışı var. Diğer tarafta Mısır, Katar, Suudi Arabistan ve Pakistan’la kurulan, merkezine Gazze’yi ve İsrail’in bölgedeki politikalarını alan yeni bir diplomatik hat bulunuyor.

Dışişleri Bakanlığının son bir yılda yayımladığı ortak açıklamalar, Ankara’nın dış politikada kimlerle birlikte hareket ettiğini ve hangi ülkenin uygulamalarına karşı daha fazla ortak tutum geliştirdiğini rakamlarla ortaya koyuyor.

BİR YILDA 11 ORTAK AÇIKLAMA

Bakanlığın “Ortak Açıklamalar” arşivi ile güncel açıklamalar bölümünü esas alınarak yaptığımız incelemede, 9 Eylül 2025–9 Eylül 2026 döneminde 11 ortak açıklama ya da bildiri bulduk.

Bunların dördü doğrudan İsrail’in eylem ve politikalarına karşı hazırlandı. Türkiye ile Katar’ın kapsamlı ortak bildirisinde İsrail’e yöneltilen açık kınamalar da hesaba katıldığında, İsrail’in eleştirildiği metinlerin sayısı beşe yükseliyor.

Bunun anlamı açık.

Türkiye’nin ortak diplomatik açıklamalarında en sık karşısına aldığı ülke İsrail’dir. Üstelik İsrail dışındaki herhangi bir ülke, söz konusu 11 metin içinde birden fazla açıklamanın doğrudan hedefi olmamış.

ÜÇ ÜLKE ALTI KEZ TÜRKİYE İLE BİRLİKTE TAVIR ALDI

Veriler, Ankara’nın ortak açıklama diplomasisinde yeni bir çekirdek grubun oluştuğunu da gösteriyor.

Türkiye’nin en sık birlikte açıklama yaptığı ülkeler Mısır, Endonezya ve Katar oldu. Bu üç ülkenin her biri son bir yılda Türkiye ile altışar ortak metinde yer aldı.

Pakistan ve Suudi Arabistan beşer, Ürdün dört, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri ise üçer açıklamada Türkiye ile aynı tutumu paylaştı.

Meksika, Güney Kore ve Avustralya’nın ikişer kez listede yer alması ise MIKTA’dan kaynaklandı. Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya’dan oluşan MIKTA grubu, biri Birleşmiş Milletlerin 80’inci kuruluş yılı, diğeri küresel sorunlar ve BM reformu hakkında olmak üzere iki ortak bildiri yayımladı.

Ancak ortaklık trafiğinin ağırlık merkezi MIKTA değil, Orta Doğu oldu.

Özellikle Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden oluşan sekizli grup, Gazze ve Filistin başlıklarında giderek daha düzenli hareket eden bir diplomatik platform görüntüsü veriyor.

Bu yapı resmi bir uluslararası örgüt değil. Daimî sekretaryası veya bağlayıcı karar mekanizması da bulunmuyor. Buna rağmen aynı ülkelerin farklı tarihlerde benzer krizler karşısında yeniden yan yana gelmesi, geçici bir tepkinin ötesinde siyasi koordinasyona işaret ediyor.

Bu hattın en güncel örnekleri 6 ve 9 Eylül 2026 tarihlerinde görüldü.

Türkiye, Mısır, Endonezya, Ürdün, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve BAE dışişleri bakanları 6 Eylül’de yayımladıkları açıklamada, İsrailli bakanlar Itamar Ben-Gvir ile Israel Katz’ın Filistinlilerin Gazze’den çıkarılmasına yönelik sözlerini kınadı.

Bakanlar, Filistinlileri topraklarından zorla uzaklaştırmaya yönelik planların uluslararası hukuka aykırı olduğunu belirterek, Gazze’nin işgal altındaki Filistin topraklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı.

ÜÇ GÜN ARAYLA İKİNCİ İTTİFAK

Aynı sekiz ülke üç gün sonra yeniden ortak açıklama yaptı.

9 Eylül tarihli metinde bu kez Birleşik Krallık’ın yasa dışı İsrail yerleşimlerinden yapılan ürünlerin ithalatını yasaklama kararı memnuniyetle karşılandı. İsrail’den yerleşim faaliyetleriyle bağlantılı bütün kararlarını geri çekmesi istendi.

Bu iki açıklama, Ankara’nın Filistin meselesinde yalnızca kınama siyaseti izlemediğini; İsrail’e ekonomik ve hukuki maliyet çıkarabilecek uluslararası girişimleri de desteklemeye yöneldiğini gösteriyor.

SOMALİLAND’E KARŞI BÖLGESEL TEPKİ

İsrail’in doğrudan hedef alındığı bir başka ortak bildiri 8 Ocak 2026’da yayımlandı.

Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 22 ülkenin dışişleri bakanları ile İslam İşbirliği Teşkilatı ve Arap Birliği, İsrailli bir yetkilinin Somali’nin Somaliland bölgesine yaptığı ziyareti kınadı.

Açıklamada ziyaret, Somali’nin egemenliğinin ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirildi. İsrail’in Somaliland’ı tanıma kararını geri alması istendi.

Bu metin yalnızca Somali hakkındaki bir açıklama değildi.

İsrail’in Filistin dışındaki bölgesel hamlelerine karşı da ortak bir diplomatik cephe kurulabileceğini gösterdi. Ankara böylece Gazze ile Afrika Boynuzu arasında bağlantı kuran bir çizgi izledi ve Somali’nin toprak bütünlüğünü Filistin meselesindeki işgal karşıtı tutumuyla aynı hukuk zeminine yerleştirdi.

22 Şubat 2026 tarihli açıklama ise daha geniş bir katılımla hazırlandı. Türkiye’nin yanı sıra 13 ülke ile İİT, Arap Ligi ve Körfez İşbirliği Konseyi sekretaryaları metne katıldı.

Açıklamanın çıkış noktası, ABD’nin İsrail Büyükelçisinin İsrail’in Batı Şeria dahil Arap toprakları üzerinde kontrol sağlamasını kabul edilebilir gösteren ifadeleriydi. Ancak eleştiri yalnızca Amerikalı diplomata yönelmedi. İsrail’in yayılmacı politikaları, yerleşim faaliyetleri ve ilhak girişimleri de açıkça reddedildi.

22 Ekim 2025’te yayımlanan Türkiye-Katar Yüksek Stratejik Komite bildirisi doğrudan İsrail başlığıyla hazırlanmadı. Metin, iki ülke arasındaki ekonomi, savunma, eğitim, sağlık ve teknoloji ilişkilerini kapsayan geniş bir işbirliği belgesiydi.

Buna rağmen İsrail’e yönelik eleştiriler bildirinin bölgesel meseleler bölümüne damga vurdu.

Türkiye ve Katar, İsrail’in UNRWA’nın faaliyetlerini zayıflatmaya yönelik uygulamalarını, Katar topraklarında gerçekleştirdiği saldırıyı, Suriye’deki askerî müdahalelerini ve Lübnan’ın egemenliğini ihlal eden eylemlerini kınadı.

Bu bildiri de içerik bakımından İsrail’e karşı yayımlanan metinler arasına alındığında sayı beşe çıkıyor.

ANA EKSEN FİLİSTİN

Diğer ortak bildiriler ise daha çok işbirliği ve arabuluculuk amacı taşıdı.

Türkiye; Mısır’la ikili ilişkiler ve bölgesel meseleler, Umman’la ticaret, savunma ve vize kolaylığı, Mısır ve Katar’la Gazze’yi yönetecek Filistinli teknokrat komite konusunda ortak metin yayımladı. Pakistan ve Suudi Arabistan’la hazırlanan 31 Ağustos 2026 tarihli Mekke Ortak Savunma Anlaşması açıklaması ise savunma sanayisi, ortak üretim ve kolektif caydırıcılık hedeflerini öne çıkardı.

Bununla birlikte, rakamların bir sınırı var.

Dışişleri Bakanlığı bütün ortak açıklamaları aynı bölümde ve aynı yöntemle arşivlemiyor. Bazı metinler “Ortak Açıklamalar” sayfasına eklenirken bazıları yalnızca güncel basın açıklaması veya Bakanlığın sosyal medya paylaşımı olarak kalıyor.

Nitekim 2026 yılında sekiz ülkenin Gazze, Mescid-i Aksa ve İsrail’in yerleşim faaliyetleri hakkında yayımladığı bazı ortak açıklamalar yıllık ortak açıklamalar listesinde görünmüyor.

Dolayısıyla 11, ulaşabildiğimiz resmîi arşiv sayısıdır. Gerçek diplomatik trafik ise bundan daha yoğundur muhtemelen.

Ancak arşivdeki eksiklik sonucu değiştirmiyor.

EN YALNIZ YILLAR 2019-2020

Türkiye’nin son bir yıldaki ortak açıklama diplomasisinin ana ekseni Filistin, en sık eleştirilen ülkesi İsrail, en yakın açıklama ortakları ise Mısır, Endonezya ve Katar olmuştur.

Rakamların söylediği budur.

İlginç bir şekilde son 16 yıla bakıdığında Türkiye’nin 2019 ve 2020 yıllarında hiçbir ülke ile ortak açıklama yapmadığı görülüyor.

Burdan çıkan sonuç aşikar. Şayet bu görünüm ortak açıklamaların internet sitesine konmamasından kaynaklanmıyorsa, Türkiye’nin bu yıllarda nasıl bir yalnızlık yaşadığını ve bunu aştığını göstermesi açısından manidardır.