Batmanlılar önceki gün sahura doğru, kentin Diyarbakır çıkışındaki havaalanından gelen siren sesleri ile irkildirler.
Bazı Adanalılar da siren seslerini duyduktan sonra çıktıkları balkonlarından Çukurova semalarında imha edilen bir füze gördüler.
Yaşanan tedirginliği tahmin edebiliyorum. Batman’da 1. Körfez Savaşı sırasında bu siren seslerini sık sık duyardık. Saddam’ın Türkiye’ye kimyasal saldırı yapabileceği çok sık konuşulurdu. Zenginler Rus pasajından buna uygun maskeler tedarik etmeye çalışıyordu. Geceleri bodrumlarda uyurduk. Şimdi tekrar o yılları hatırlamak zorunda kalmayı tüm Ortadoğu evlatlarına yapılmış yeni bir haksızlık olarak görüyorum. Tahran’ın, Erbil’in, Beyrut’un, Kuveyt’in, Batman’ın veya Dubai’nin çocukları arasında bir ayrım gözetmeyi de reddediyorum.
Güncele dönecek olursak medyaya bir parantez açarak başlayacağım müsadenizle. Medyamız bir tuhaf oldu şu aralar. Gazeteci kılığında gezen ama habere, haberciye düşman tipler türedi. Her kriz anında insanlar haber almaya çalışırken, onlar işgal ettikleri gazetecilik koltuğundan haber vermeye çalışanları yargılıyorlar. Sıradan insanların Adana’dan, Batman’dan dün paylaştığı görüntüleri, verdikleri bilgileri bile manasız şekilde sorgulamadan yalanlamaya çalıştılar.
Milli Savunma Bakanlığı’nın sıradan insanların verdikleri haberleri doğrulamasıyla tüm çabaları boşa gitti tabi. Milli Savunma Bakanlığı’na da çıkışırlar mı diye bi baktım ama maalesef… O kadar da ebleh değillermiş, bazı sınırların farkında olmalarına üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.
MSB’nin Türkiye hava sahasında üçüncü kez füzelerin vurulduğunu teyid eden açıklaması önemli bilgiler içeriyordu. Açıklamanın tonu füzenin nihai hedefinin Türkiye olmayabileceği ihtimalinin dışlanmadığını gösteriyordu.
Füze Akdeniz’de konuşlu NATO kuvvetlerince düşürülmüştü. Bu detayı hedefin başka bir ülke de olabileceği şeklinde yorumladım. Füzenin İran’dan atıldığının altının tereddütsüz şekilde çizilmesi kritik bir detaydı. Zira, İran Dışişleri Bakanlığı’nın konuya dair açıklamasında ‘Komşular hüküm vermek için acele etmesinler. İsrail’in sahte bayrak operasyonları karşısında dikkatli olsunlar’ deniyordu. Ankara’nın açıklamasında İran’ın ısrarına rağmen bu ihtimali net şekilde ihtimal dışı bırakılmıştı.
İran’ın açıklamasının satır aralarında dikkat edilmesi gereken ifadeler vardı. Risklerin bana kaygı verici gelen bu ifadelerde gizli olabileceğini düşündüm. İran ABD’nin bölgedeki üslerine saldırıların devam edeceğini açıkça ilan etti. Bununla birlikte komşularını da sahte bayrak operasyonlarına karşı dikkatli olmaya davet etti. Saldırmakta ısrar etmekle birlikte, işine gelmeyen saldırıların ise kendisinden bilinmemesi gerektiğini ima eden, suyu bulandıran mesajlar bunlar. Türkiye ve bölgeyi yeni provokasyonların beklediğinin de göstergesi aynı zamanda.
Malumunuz ABD Dışişleri Bakanlığı da Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu bölgelerine seyahat uyarısı yaptı. Almanya’nın verdiği radarların Malatya Kürecik’e konuşlandırılması riskin hızla yükseldiğini haber veriyor. Katar’daki 1.5 milyar dolarlık ABD radarını etkisiz hale getiren İran, İsrail ve destekçilerinin suistimal edeceği gözleri nerede bulunurlarsa bulunsunlar füzelerle kamikaze ihalarla vurabildiği kadar vurmak istediğini gizlemiyor.
Bayram ağzı kötümser olmak istemesem de gördüğüm manzara hoş değil. Ülkemizi Kürecik’ten İncirlik’e uzanan hatta sağlam sinir isteyen gergin günler bekliyor. Askeri hedeflerin ötesinde sahte bayrak operasyonlarına karşı da hazırlıklı olmak gerekiyor. Hava epey sisli ve bu fırtına bölgede çok daha şiddetli bir seyre girecek gibi görünüyor.
JT Haber 13.03.2026

