Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karadeniz’de küresel bir ekmek krizi pişiyor

Rusya ve Ukrayna dünya buğday ticaretinin dörtte birinden fazlasını yapıyor. Ayçiçek yağında ise ikisinin payı dünya ticaretinin üçte ikisi. Ve Karadeniz trafiğinde ciddi bir sıkıntı kapıda.

Rusya ve Ukrayna dünya buğday ticaretinin dörtte birinden fazlasını yapıyor.

Herkes İran ile ABD restleşmesi sonucu kapanan Hürmüz’e bakıyor.

Petrol kaç dolar oldu?

Mazot ilk kez 100 tl’yi daha ne kadar geçecek?

Sırada 200 TL mi var?

İran ne yapacak?

Tanker geçecek mi?

Haklı sorular.

Ama galiba bu hengamedeki dünya burnunumuzun dibindeki denizi gözden kaçırıyor.

Karadeniz’i kastediyorum elbette.

Çünkü petrol pahalandığı için dünyanın da bizim de cebimiz yanıyor.

Ama buğday gelmezse dünya nasıl etkilenir?

Rusya ve Ukrayna dünya buğday ticaretinin dörtte birinden fazlasını yapıyor. Ayçiçek yağında ise ikisinin payı dünya ticaretinin üçte ikisi.

Karadeniz trafiğinde ciddi sıkıntı kapıda.

Ama mesele sadece “Ukrayna limanları vuruldu, Rus gemileri çıkamadı” meselesi değil.

Mesele dünyanın, en çok da yoksul diyebileceğimiz ülkelerin ekmek parası.

Mesele Mısır’daki fırıncının unu.

Mesele Türkiye’deki un fabrikasının maliyeti biraz da.

Vietnam’daki yem üreticisinin, Bangladeş’teki ithalatçının, Afrika’daki sübvansiyonlu ekmeğin fiyatı.

Şimdi diyeceksiniz ki: Dünyada buğday mı kalmadı?

Var, Türkiye’de bu sene geçen seneki bereket nedeniyle ziyadesiyle var.

Ama iş öyle olmuyor.

Karadeniz’den alamayan Bulgaristan’a gidiyor.

Orada bulamayan Fransa’ya.

Fransa yetmeyince ABD’ye.

Bangladeş Arjantin’e bakıyor.

Türkiye kendine yetiyor ama ihracat söz konusu olunca ürettiğimiz  yetmiyor Baltık ülkelerine yöneliyor.

Bloomberg sitesindeki bir haberde yazıyor: Avustralya daha hasadı toplamadan telefonlar çalmaya başlamış.

Vietnamlı bir şirket Karadeniz’den alamadığı buğdayı ABD’den çok daha pahalıya almak zorunda kalmış.

Piyasa böyle bir şey ,bir yerde musluğu kapatırsanız başka yerde fiyat yükselir.

Hele kapattığınız musluk dünya ticaretinin dörtte birini akıtıyorsa…

İşin daha vahim tarafı şu:

Karadeniz’in yerine koyacak doğru dürüst bir alternatif yok.

Rus tahıl ihracatının yüzde 70’inden fazlası Karadeniz’den çıkıyor.

Ukrayna’nın tahıl ihracatının yaklaşık yüzde 90’ını normalde Odesa çevresindeki limanlar taşıyor.

Şimdi trenle de götürüyorlar ama AB sınırından günlük yaklaşık 10 bin ton tahıl geçebiliyor.

Denizin taşıdığı hacmin yanında devede kulak.

Tuna limanlarına yöneliyorsunuz, bu kez gemi kuyruğu oluşuyor. Karayoluna dönüyorsunuz, maliyet artıyor.

Peki Türkiye ne yapıyor?

Aslında Türkiye’nin önünde daha önce yaptığı bir iş var.

2022’deki Tahıl Koridoru.

Ankara şimdi yeniden benzer bir mekanizma kurmaya çalışıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Putin’le yaptığı görüşmede zararın giderek büyüdüğünü açıkça söylemiş.

Türkiye hem Moskova’yla hem Kiev’le temas halinde.

Ve bence haberin Türkiye açısından en önemli tarafı tam da burası.

Bu mesele artık yalnızca Ukrayna savaşı değil.

Enerji güvenliği nasıl Hürmüz’e bakıyorsa, gıda güvenliği de Karadeniz’e bakıyor.

Üstelik petrolün bir avantajı var.

Başka yerde üretimi artırırsınız.

Rezerv açarsınız.

Talebi kısarsınız.

Buğdayda öyle değil.

Bugün “Biraz daha buğday üretelim” dediğinizde yarın sabah gemiye yükleyemiyorsunuz.

Toprak lazım, ekim lazım, yağmur lazım.

En kritiği zaman lazım.

Rus ve Ukraynalı çiftçilerin şimdiden gelecek yıl için ekimi azaltmaya başladıklarına dair işaretler var.

Yani bugünkü kriz, seneye de sofraya gelebilir.

Dünya Hürmüz’den kaç tanker geçtiğini saysın.

Saysınlar tabii.

Ama arada Karadeniz’den kaç buğday gemisi çıkamadığına da baksak iyi olacak.

Çünkü otomobile benzin koymadan birkaç gün yaşayabilirsiniz.

Ekmeksiz biraz daha zor.