Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Tera yeni sorular doğurdu!

Tera savunmasını rakamın büyüklüğü üzerine kurmuş: Bu kadar büyük bir çıkış talebinin kısa sürede karşılanmasının hiçbir finans kuruluşu açısından kolay olmayacağını söylüyor.

Tera savunmasını rakamın büyüklüğü üzerine kurmuş: Bu kadar büyük bir

Millet cevap beklerken TERA soru soruyor

Tera Portföy sonunda rakam verdi.

Yaklaşık 300 milyar liralık fon çıkış talebi.

Rakam tahmin ettiğimiz gibi devasa.

Tera da zaten savunmasını bu rakamın büyüklüğü üzerine kurmuş: Bu kadar büyük bir çıkış talebinin kısa sürede karşılanmasının hiçbir finans kuruluşu açısından kolay olmayacağını söylüyor.

Doğru.

Ama işte tam burada durmak gerekiyor.

Çünkü 300 milyar lira, yaşananları açıklayan bir rakam olduğu kadar açıklanması gereken bir rakam.

Bir fon yönetim şirketine yatırım yapanların neredeyse aynı anda kapıya dayanıp yüz milyarlarca lirayı geri istemesi sıradan bir hadise değil.

O halde ilk soru şu:

Bu insanlar neden TERA’dan aynı anda çıkmak istedi?

Tera’nın açıklamasında bu sorunun cevabı var mı?

Hak getire!

Metni baştan sona okuduğunuzda sanki yatırımcılar ortada hiçbir sebep yokken satış düğmesine basmış.

Oysa SPK’nın anlattığı tablo bu kadar basit değil.

Kurul, 18 Eylül’deki açıklamasında özellikle bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden, fiili dolaşım oranı düşük hisselerde şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri görüldüğünü söylüyor.

Dahası var.

SPK; ilişkili taraflar arasında teminatsız borçlanmadan, olağandışı fiyat hareketlerinden ve fonlar üzerinden oluşabilecek sistemik riskten söz ediyor. Bazı değerleme uygulamalarında fon değerinin fiktif biçimde hesaplanmasının önüne geçmek amacıyla düzenleme yaptığını da açıkça belirtiyor.

Bunlar küçük ifadeler değil.

Dolayısıyla ortada yalnızca bir “300 milyar liralık para çekme talebi” yok.

Asıl izaha muttaç olan şey, o 300 milyar liralık talebi doğuran zemindir.

Bir başka soru daha var.

Fon dediğimiz yapı banka mevduatı değil ki!

Yatırımcının parası portföyde çeşitli varlıklara yatırılır. Yatırımcı çıkmak istediğinde de o portföyün belirli bir bölümü nakde çevrilir.

Bu nedenle portföy yönetiminin en temel işi likiditeyi yönetmektir.

Tera da bunu biliyor ama diyor ki:

“Bu büyüklükte talebin bu kadar kısa sürede karşılanması hiçbir finans kuruluşu için kolay değildir.”

Siz böyle derseniz o zaman yatırımcı da şunu merak eder:

Peki fonların likidite yapısı neydi?

300 milyar liralık talebin ne kadarı nakitle karşılandı?

Ne kadarı için varlık satılması gerekti?

Hangi varlıkların satılması gerekiyordu?

Bu varlıklar piyasada ne kadar kolay satılabiliyordu?

Satılırsa fon fiyatı üzerinde nasıl bir etkisi olacaktı?

Belki de en önemlisi:

Varlıkların ekrandaki değeriyle reel fiyat arasında fark var mıydı?

Tera’nın açıklamasında bu soruların cevabını bulamadım.

Unutmadan bir de Takasbank meselesi var.

Şirket, 16, 17 ve 18 Eylül’de bazı fonların iade ödemelerini yaptığını, fakat 18 Eylül’de Takasbank nezdindeki hesabına getirilen işlem kısıtları ve blokeler nedeniyle ödemelere devam edemediğini belirtiyor.

Bu önemli bilgi ama yine yarım.

Bloke geldiği anda yatırımcıya ödenmek üzere hesaplarda ne kadar vardı?

Bloke olmasaydı bekleyen bütün satış emirleri karşılanabilecek miydi?

Yoksa bloke kalksa bile fonların portföyündeki varlıkların satılması mı gerekecekti?

Benzer görünse de ikisi birbirinden çok farklı şeyler.

Açıklamadaki bir başka ifade de dikkat çekici:

Bazı ödemelerin “şirket tarafından” gerçekleştirildiği belirtiliyor.

Buradaki para nereden geldi?

Fonların kendi nakdinden mi?

Portföydeki varlıkların satışından mı?

Yoksa portföy yönetim şirketinin bilançosundan mı?

Bu ayrım küçük bir ayrıntı değildir.

Bilançonun kalbine giren sorudur bu.

Üstelik SPK da bugün tasfiye konusu fonlar için öngörülen üç aylık süreyi altı aya çıkardı.

Kurul gerekçesini açıkça yazdı:

Fonların portföy yapıları ve piyasa koşulları dikkate alınarak varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesi.

Bu ifade bize önemli bir şey söylüyor.

Demek ki mesele yalnızca bugün kasada para bulunup bulunmaması değil.

Varlığın hangi fiyattan ve ne kadar sürede nakde çevrilebileceği de sorunun merkezinde.

İşte Tera’nın açıklamasında görmek istediğimiz asıl tablo bu.

300 milyar liralık satış talebi elbette çok büyük.

Ama şirketlerin zor dönemlerde yaptığı açıklamalar yalnızca kendilerini savunmak için değil, yatırımcının kafasındaki soruları gidermek için yapılmalı. Net olmalı.

Bugünkü açıklama ise bazı sorulara cevap verirken daha büyüklerini doğuruyor.

Benim için bunların en önemli soru ilk günden beri değişmedi.

Bu açıklamada da cevabını alamadığım o soruyu tekrar yazayım: 300 milyar liralık yatırımcı parası neden aynı anda çıkış kapısına yöneldi?

Çünkü bunun cevabını bulmadan yaşananları yalnızca bir likidite sıkışıklığı olarak tarif etmek eksik kalır.

Bakılması gereken yer kasadaki para değil, kasaya girmeden önce paranın nereye yatırıldığıdır.