Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 20 Eylül’de katıldığı programda Mekke İttifakı’nın yol haritasına dair önemli mesajlar verdi.
Fidan, Yemen’deki Husiler’in saldırıları nedeniyle Suudi Arabistan’ın ‘altyapısı, egemenliği ve toprak bütünlüğünün tehdit altına olduğunu belirterek, Türkiye’nin vaziyeti nasıl gördüğünü tarif etmiş oldu.
Suudi Arabistan’ın bu şartlar altında yalnız bırakılmayacağını ise şöyle anlattı: ‘Anlaşmamıza baktığımız zaman ülkelerin birbirlerine karşı bir müttefiklik sorumluluğu var. Cumhurbaşkanımız da sözünün eri olan bir lider. Devlet olarak imza attığımız bir konu var. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz. Özellikle durum analizlerini değerlendiriyoruz.’
Böylece Mekke İttifakı konusunda yapılan ‘kağıttan kaplan’ eleştirilerinin üzerine kocaman bir kırmızı çizgi de çekmiş oldu. Fidan, Suudi Arabistan’a verilebilecek destek konusunda kamuoyuna yansımayan bir istişare sürecinin işlediğini söylüyor. Bakan’ın sözlerinden Riyad’ın da Mekke İttifakı’nın ‘müşterek savunma’ ilkesini devreye sokmak istediği sonucuna varıyoruz.
Bu desteğin ilk aşamada teknik konularda olması planlanıyor. Teknik desteğin niteliğine göre askeri personel katkısı da ihtimal dahilinde.
Gelgelelim Mekke İttifakı’nın henüz TBMM’de onaylanmış değil. Bu da sürecin ayrıntılarının Ekim ayından sonra netleşeceği anlamına geliyor.
TBMM onayıyla birlikte, İttifak’ın sekreteryası ve askeri karargahının kurulmasıyla ilgili süreçler de hızlanacaktır. Nitekim İstanbul’da yapılan toplantıda da buna yönelik bazı kararlar alındı. Sekreterya Riyad’da kurulduktan sonra Mekke İttifakı’nın da NATO gibi adına açıklamalar yapan bir Genel Sekreteri olacak.
Sahadaki ve masadaki pekçok gelişme Ekim ayında Türkiye’nin ve Pakistan’ın Suudi Arabistan’a Husiler’e karşı fiili askeri destek vermek için harekete geçebileceğine işaret ediyor.
Fidan, katıldığı programda bir yandan da İran’a lisanı diplomasinin nezaket kuralları içerisinde anlayabilirse hayli hayati mesajlar verdi. Evvela Suudi Arabistan’ın denklemin dışında durmaya çalıştığının altını çizdi. Hal böyleyken Husiler üzerinden Suudi Arabistan’ı çatışmaya dahil edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Tahran bu mesajın ne kadarını alır müsbet şekilde gereğini yapar bilmiyoruz ama yaptığı şeyin bu aşamada gerçekten de Suudi Arabistan’ı ABD-İran çatışmasına dahil etmeye hizmet ettiğini bütün bölge halkları görüyor.
Elbette ki Suudi Arabistan’ın egemenlik ve toprak bütünlüğüne yönelik bu ihlaller, Mekke İttifakı’nı da istemesine rağmen çatışmanın içinde çekme riski taşıyor.
Dışişleri Bakanı bu noktada 2022 yılında Suudi Arabistan ile Husiler arasında varılan ateşkesi hatırlatıyor. O atmosfere dönüşü telkin ediyor. İsrail’in Gazze soykırımı ve İran saldırılarıyla başlayan şu süreçte o ateşkes sürecine dönüşün kolay olmadığının farkında tabi. Bundan olsa gerek çok da ümitvar konuşmuyor.
Yalnız Mekke İttifakı’nın istikbaline dair ‘çok oyun değiştirici bir platform olacak’ sözlerinden de anlıyoruz ki İran da İsrail de günün sonunda sorunların anası olmaktan vazgeçip çözümün parçasına dönüşmek zorunda kalacaklar.
Özcan TİKİT, 21 Eylül 2026

