Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Ukrayna ateşkesinin tohumları atıldı

Rusya ve Ukrayna dün (17 Mayıs 2025) İstanbul’da bir araya

Rusya ve Ukrayna dün (17 Mayıs 2025) İstanbul’da bir araya geldiler. Hiç şüphesiz ki tarafların bir araya gelmeleri benim böyle bir cümlede birkaç kelimede şak diye ifade ettiğim kadar kolay olmadı.

Bu görüşmenin sağlanması için evvela ABD’de başkanın değişmesi gerekti. Trump seçimde başarısız olsaydı ve Kamala Harris devam etseydi bugün Ukrayna’da ateşkesi, Gazze’de de Netanhayu’ya ABD desteğinin kesilmesi ihtimalinden ziyade yeni savaşları konuşmaya devam edecektik muhtemelen.

Hal böyleyken fazla dobra, itici ve çıkarcı tavrıyla başkandan ziyade dünyanın en güçlü devletinin gücünü eline geçirmiş şımarık şişko bi emlak kralı gibi görünse de Trump’ın Ukrayna ve Rusya’nın masaya oturtulmasında ana lokomatif görevi gördüğü gerçeğini reddedemeyiz.

Hiç şüphesiz ki burada ikinci büyük yapıcı aktör ise Türkiye’yi barış diplomasisinin merkezi ilan eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dır. Ve tabi Erdoğan’ın ülkesini bu düzeye getirmesi de gayet meşakatli bir sürecin sonunda mümkün oldu.

Bunun olabilmesi için Türkiye’nin önce, hem eşsiz jeopolitik konumunu hem zaaflarını hem de avantajlarını iyi özümsemiş, ne yaptığını bilen cesur bir lideri bulması gerekti. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istikrarlı ve vizyoner önderliği marifetiyle 100 yıl sonra ilk kez savunma teknolojilerinde başat bir güç haline geldi.

Bahse konu alandaki kapasite inşası Türkiye’ye sadece bu vasfa sahip olanların hakkı olan bağımsız dış politika inşa ve icra kapasitesini kazandırdı. İşte bu kapasite de Türkiye’nin Ukrayna meselesinde herkesle konuşabilecek kadar güvenilir aktör olmanın yanı sıra sahada da sonuç üretebilecek yaptırım gücüne haiz aktör olabilme vasfını getirdi.

Ve tabi bir de istikrarlı liderlik…. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2002’den beri direksiyonda olması diğer dünya liderlerinin de Türkiye ile muhatap olurken daha ehemmiyetli ve dostane davranmaları gerçeğini doğuruyor. Bir dönem ara verdikten sonra göreve ikinci kez seçilen Trump da Rusya’yı yaklaşık 25 yıldır yöneten Putin de Erdoğan’ın dediğini yapan, sözünde duran pragmatist, ciddi bir lider olduğunu bizzat kendi tecrübelerinden biliyorlar.

Toplantının nasıl mümkün olabildiğini özetlediğimize göre şimdi biraz da içeriğine ve sonrasına değinebiliriz.

Böylesi toplantılarda tarafların pozisyonlarını daha çok sahadaki durum tayin eder. Bu veçheden bakınca Rusya’nın sahada daha üstün olduğu açık.

Ukrayna topraklarının yüzde 25’inden fazlasını Rusya’nın elinde. Mariapol, Zaporijya, Kırım, Dontesk, Luhansk gibi önemli noktalar Rus işgali altında. Yüzbinlerce kayıp vermiş olsa da üç yılda Ukrayna’ya Odessa dışında Karadeniz’e çıkış imkanı bırakmamış, öte yandan çok istemesine rağmen Kiev’i de alamamış bir Rusya gerçeği var sahada.

Buna mukabil Ukrayna ordusu sahada ciddi sıkıntılarla cebelleşiyor. Sene başında sürpriz bir hamle ile Rusya’ya yaklaşık 40 km girerek Kursk’u ele geçirdiği günlerden eser kalmamış durumda. Rusya Kursk’u Kuzey Koreli askerlerin desteğiyle de olsa kurtarmayı başardı.

Ukrayna ordusunun bu müşkil durumunun sebepleri malum. ABD Trump iktidara geldikten sonra askeri desteği büyük ölçüde kesti. Avrupa Birliği ve İngiltere desteğe devam etse de askeri uzmanların söylediğine göre bu Ukrayna için ancak günü kurtarmaya yetiyor. Öte yandan en büyük güçlük de sahada savaşacak asker bulma zorluğu.

Bu konuda çıkarılan yasalarla durum şimdilik kotarılmış görünse de vaziyetin geleceği çok belirsiz. Diplomatik olarak en büyük müttefiği ABD’nin ihanetine uğradığı aşikar olan Ukrayna’da moral motivasyonun düşmüş olması da anlaşılabilir bir durum.

Nitekim İstanbul’da masada Ukrayna ve Rusya’yı temsilen gönderilenlerin ünvanları bile sahada durumu yansıtır cinstendi. Ukrayna, Savunma Bakanı ve dışişleri bakanı tarafından temsil edilmeyi tercih etti. Rusya ise toplantıda eski kültür bakanı ve Putin’in danışmanı tarafından temsil edildi. Putin Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’u bile göndermedi.

ABD’nin Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu toplantı için İstanbul’a göndermesi Trump’ın bu ateşkesi ne kadar çok önemsediğini göstermesi bakımından manidardı.

Masadaki temsiliyet ve sahadaki durum ateşkese daha çok ithiyaç duyan tarafın Ukrayna olduğuna işaret ediyordu. Nitekim Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin toplantı öncesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e İstanbul’da direkt görüşme teklifinde bulunması da bu gerçeğin başka bir göstergesiydi. Putin İstanbul’a gelmeyi reddederek Zelenski’yi muhatap almak istemediğini gösterdi.  Temsiliyeti düşük tutarak sahadaki durumun masada eşitler arası bir müzakereye dönüşmesini de kendine göre engellemiş oldu.

İstanbul müzakereleri atmosfere kıyasla yine de doğurabileceği en pozitif sonuç doğurdu Yaklaşık 1000’er savaş esirinin serbest bırakılması üzerine varılan anlaşma, Ukrayna gibi Rusya’nın da bir ateşkese hazır olduğunu gösterdi.

Türkler için Azerbaycan halkı neyse Ruslar açısından da Ukrayna halkı o sonuçta. Rusya kazanımlarını konsolide edeceği bir ateşkese yeşil ışık yakmaya hazırlanırken Ukrayna halkıyla da hasarı telafi edecek bir hamlede bulunmuş oldu.

Öte yandan Putin işi daha fazla çıkmaza sürüp uzatmak da istemiyor kanaatimce.  Zira Trump varken savaşı daha fazla ilerletme fırsatı olsa da böyle bir hamlenin her şeyi tersine çevirebileceğinin de farkında olsa gerek.  Trump’ın ve ekibinin son bir aydır yaptığı açıklamalar masanın devrilmesi halinde ABD’nin Rusya’ya ağır bir bedel ödetmek isteyebileceğini de gösteriyor. Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’yi Beyaz Saray’ın ortasında azarlayan Trump ‘Putin beni kadırıyor galiba’ yardımcısı JD Vance de ‘Ruslar çok şey istiyor’ deme noktasına geldiler. Bu açıklamaları duyan Putin pekçok kazanımını riske ettiğini görüyor olmalı.

Hal böyleyken İstanbul’daki toplantıda tarafların ateşkes koşullarını birbirlerine yazılı olarak iletme yönünde anlaşması çok kritik önemli detaydır. Tarafların ateşkes koşullarını sunmasıyla birlikte ABD ve Rusya arasında sonuca yönelik daha somut müzakereler yapılacak.

Geldiğimiz noktada pekçok şeyini kaybetmiş halde de olsa Ukrayna’nın bu yaz daha sürüdürülebilir bir ateşkese kavuşması on üç yıldır hiç olmadığı kadar yüksek bir ihtimaldir diyebiliriz.

Ateşkesin nihai bir barış anlamına gelip gelmeyeceği konusu ise başlı başına bir yazı konusu. Hele bir ateşkes olsun sonrasını da sonra konuşuruz deyip şimdilik burada durmuş olalım.

Kolay bozulan kolay düzelmiyor!

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan yarın Riyad’da Türk-Suudi Koordinasyon Konseyi’nin 2. toplantısına katılacak.

Toplantının ilki 2017’de yapılmıştı. Arada olanları unutmuş olamazsınız.

Büyük, çok büyük türbülanstı. İyi ki sınır komuşusu değilmişiz yoksa savaşı bile konuşulabileceği günlerdi.

Nihayet koordinasyon seviyesine dönüyoruz. Şartlar zorlasa da ancak mümkün olabiliyor bu seviye.

Kolay bozulan kolay düzelmiyor.

Özcan TİKİT – Gazeteci

Anadolu Ajansı Dış Politika Analisti