Ana Sayfa Arama
Üyelik
Üye Girişi
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Sırada Sincar’da Irak ile PKK’ya ortak operasyon mu var?

Hakan Fidan’ın Suriye sonrası Irak ve Sincar’a ilişkin sözleri Bağdat’ta diplomatik hareketliliğe neden oldu. Irak, Türk Büyükelçi’yi Dışişleri’ne çağırırken Ankara açıklamaların çarpıtıldığını savundu. Sürece ilişkin değerlendirmeyi Özcan Tikit kaleme aldı.

Hakan Fidan’ın Suriye sonrası Irak ve Sincar’a ilişkin sözleri Bağdat’ta

Özcan TİKİT / 13 Şubat 2026

Geçtiğimiz günlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Suriye bağlamını Irak’a bağlayan sözleri üzerine Türkiye’nin Bağdat Büyükelçisi Irak tarafından Dışişleri Bakanlığı’na çağırıldı. Önce Fidan’ın ne söylediğini hatırlayalım.

CNN Türk’e 9 Şubat’ta canlı yayın konuğu olan Fidan, önce SDG ve Suriye’deki yeni rejim arasında varılan anlaşmaya değindi. Mutabakat sonrası SDG’nin üzerine düşenleri yapmadığını dile getiren Fidan daha sonra sözü Irak’a getirdi. Fidan ‘Bu işin bir de Irak ayağı var. Suriye ayağı bittikten sonra Irak ayağı var. İnşallah Irak’ta da buradakinden ders çıkartırlar da daha akıllı karar alırlar ve oradaki geçiş daha kolay olur’ dedi.

Sincar’ın etrafının Haşdi Şabi tarafından sarıldığına Türkiye’nin Şii Arap güçler ile ortak operasyon yapma çabası içinde olduğuna işaret etti. Fidan ‘Haşdi Şabi karadan ilerleyip biz havadan harekat yaptığımız zaman olay iki veya üç gün. Fazla süresi yok. Bu kadar basit bir askeri operasyon’ dedi.

DEM Parti klasikleştiği üzere, Fidan’ın sözlerini sürece aykırı olarak yorumladı ve ‘Haritaya bakıp nerede sorun çıkarırım diye bakıyor’ suçlamasında bulundu.

İç tartışmalar bir yana Fidan’ın sözleri henüz Cumhurbaşkanı, Başbakan gibi koltukların sahiplerinin belirlenememesi nedeniyle siyasi kriz yaşanan Irak’ın da tepkisini çekti. Irak Dışişleri Bakanlığı açıklamaya tepki olarak Türk büyükelçiyi çağırdı. Ancak aldğımız duyumlara göre Irak’ın tepkisi daha çok Irak medyasının gazını almaya yönelik bir adımdan ibaretti. Bakanlık’ta Türk büyükelçiye kendisini çağırdıkları için neredeyse mahcup bir edayla yaklaşılmış ve neredeyse ‘Çağırdığımız için kusura bakmayın’ denip kusura bakmayın denmediği kalmış.

Nitekim Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli de daha sonra yaptığı açıklamada Irak Dışişleri Bakanlığı’nı değil Irak basınını hedef aldı.  Fidan’ın sözlerinin Irak’taki bazı medya kuruluşlarınca çarpıtıldığını dile getiren Keçeli’nin ‘Irak ile son dönemde güvenlik ve terörle mücadele dahil hemen her alanda tesis edilen işbirliğini daha da ilerletmeyi hedefliyoruz’ vurgusu ise Fidan’ın işaret ettiği senaryonun zemininin durum tespiti açısından manidardı.

Vaziyet böyle olunca Irak’taki mevcut Başbakan Muhammed Şiya el Sudani iktidarının Fidan’ın sözlerine çok tepkili olmadığı ama mevcut siyasi kriz sürecinde bazı şeylerin açıkça konuşulmasını menfaatine aykırı gördüğü gibi bir durum ortaya çıkıyor. Keçeli’nin de altını çizdiği üzere Türkiye ve Irak’taki Sudani yönetimi arasında geçtiğimiz yıllarda son derece dikkat çeken bir diplomatik, askeri ve istihbari trafik yaşandı. Bu yakınlaşma, Kuru Kanal gibi projelerde Irak Kürdistan Bölgesi’nin güzergah dışına itilmesi ve Ankara’da zaman zaman Erbil’deki yönetiminin varlığını da sorgulayan beyanlar nedeniyle Erbil’i de etkiledi. Neticede Mesud Barzani hem Ankara hem de Sudani’nin niyetlerine yönelik şüphe ile bakmaya başladı. Barzani’nin bu rahatsızlığının yansımaları Suriye’de SDG’ye yönelik operasyonlar sırasında görüldü. Iraklı Kürt Lider’in, Türkiye’nin Suriye politikasında karşı pozisyon tercihinde bulunduğu açıkça görüldü. Hatta öylesine büyük kuşku tohumları ekilmiş olacak ki, Barzani Sudani olmasın diye onca sorunlu mazisine rağmen Nuri el Maliki’nin (daha sonra ABD itirazıyla krize giren) Başbakan adaylığına ilk destek veren isimlerden oldu.

Barzani’den Sincar meselesine dönecek olursak, TSK’nın İran yanlısı Iraklı Şii ordusu Haşdi Şabi ile ortaklaşa PKK’ya operasyon seçeneğinden bahseden ismin Fidan olması meselenin ciddiyet boyutuna katlıyor. Fidan dili sürçecek, bir şeyi ağzından kaçıracak veya ateş olmayan yerde duman var diyecek bir isim değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktidarının en kritik zamanlarında ‘benim kara kutum’ dediği, 13 yıl boyunca Milli İstihbarat Teşkilatı’nı yönetmiş, üç yıldır da Dışişleri Bakanlığı’nın başında bulunan isimden bahsediyoruz.

Bu şartlar altında Türkiye’nin Irak’ta Muhammed Şiya es Sudani’nin Başbakanlığı’nı desteklemesi de daha kolay anlaşılabilir bir tercihe dönüşüyor. Geriye bir tek Sudani’nin yeniden Başbakanlık koltuğuna oturması kalıyor. Bu senaryo gerçekleşirse Sincar’da Haşdi Şabi ile TSK’nın PKK’ya ortak operasyonu da mümkün olabilir.

Haşdi Şabi’nin İran’a yakın olması bir engel gibi görünse de bugünün yarına neler hazırlandığını da bilemeyiz. İşaretler bu konuda da sürprizler olabileceğine işaret ediyor. Dün İran devrimin yıldönümüydü.  Kürsüye çıkan İran’ın Türk Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın teşekkür ettiği tek Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek dışişleri Bakanı da Hakan Fidan’dı.

Türkiye’nin İsrail’e karşı kurduğu blok ile ABD’nin İran’a saldırısını engellemeye çalıştığı ve bu amacına çok yaklaştığı bir iklimdeyiz. Pezeşkiyan’ın bu teşekkürünün yarın Irak sahasında Haşdi Şabi’yi TSK ile PKK’yı sıkıştıracak bir hamleye dönüştürme ihtimali, daha iki ay önce SDG’nin elindeki topraklarının yüzde 80’ini bir haftada kaybedebileceğine biçilen ihtimalden daha düşük olamaz herhalde.